Mutluluk; ne olduğuna, ya da kim olduğuna bakmaz. Hayata bakışına bakar. Hayata güzel bakıyorsan mutlusun. Mutluluk, her durumda, her şartta mutlu olmayı başaranındır.
Mutluluk sahip olmadıklarının peşine düşüp, kendini harap eden insanların semtine uğramaz. Elindekilerle yetinen insanlarla olmayı sever.
Yalnızca pozitif düşüncelerle sorunlarımızı çözemeyeceğimizi unutmamak lazım. Fakat asla hayatımızda önemli olan hedeflerimize giderken negatif düşünceleri bir duvar gibi önümüze dikmemeliyiz.
Bir yandan sorunları çözmenin yollarını ararken ve onları çözerken, kısa da olsa kendine zaman ayırmak çok önemlidir. Bu zamanı ibadet ile geçirmek, dua etmek, kitap okumak, hatıralarımızı zihnimizde canlandırmak, ya da şiir yazmak, adeta imdat isteyen beynimizin yardımına koşacaktır. Sinirlerimiz en üst seviyede negatif enerji ile doluyken, bu etkinliklerle derin bir nefes alacak, vücuda durmadan yüklenen olumsuz enerjiyi kısa da olsa boşaltacaktır.
Unutma! Hayatında meydana gelen bütün olumsuzluklarda, bütün problemlerde senin de payın vardır. Bir olay durduk yere meydana gelmez. Öyleyse kendini muhakeme etmesini öğren. Muhakeme ederken tarafsız ol! Yargılarken kendini yargıladığını unut. Başka biriymiş gibi hakkıyla yargıla! Ya da "kendine hakim, karşındakine savcı ol..." Göreceksin ki, her problemin altında senin de imzan var. Bunu kısa bir muhasebe ile fark edeceksin! Bunu yapabilen insan gelecekte daha az problemle karşılaşır. Böyle bir insan zekidir.
Aşırı iyimserlik, kötümser olmaktan daha kötü olduğu gibi aşırı kötümserlik insana güvensiz ve şüpheci insan yapar. Şüpheci insanın dostu azdır. Her şeyden şüphelenmek şu atasözünü akla getirir: "Kusursuz dost ararsan, dostsuz kalırsın!"