Eski bir Japon felsefesi olan Kintsugi, kırılan bir nesneyi eskisinden çok daha güzel ve fonksiyonel hale getirmeyi amaçlar. Bu felsefeye göre kırılma aslında bir kayıp değil yeni bir varoluş demektir.
Japon kültürü, köklü bir geçmişe sahip olan ve aynı zamanda farklı kültürleri de etkileyen bir kültürdür. Kusurları mükemmelleştirme sanatı anlamına gelen Kintsugi de Japonya kültürünü yansıtan sıra dışı felsefi akımlardan biridir.
Eski bir Japon felsefesi olan Kintsugi, kırılan bir nesneyi eskisinden çok daha güzel ve fonksiyonel hale getirmeyi amaçlar. Bu felsefeye göre kırılma aslında bir kayıp değil yeni bir varoluş demektir. Genelde seramik objeler üzerinde uygulanan bu felsefe, aynı zamanda "Kintsukuroi" şeklinde de adlandırılır.
Kintsugi, Budist öğretisine dayanan Wabi-Sabi anlayışından esinlenmiştir. Wabi sadelik anlamına gelirken Sabi kusurlardan ve hatalardan keyif almak anlamına gelir. Bu iki sözcüğün birleşimi ise kusurlu güzellik ya da kusurların mükemmelleştirilmesi şeklinde ortaya çıkar.
Kintsugi sanatının temelinde kusurların olduğu gibi kabul edilmesi anlayışı vardır. Buna göre, kusur veya problemleri görmezden gelmek yerine onların varlığını kabul ederek olumlu bir düşünce anlayışı geliştirilir. Kintsugi felsefesi, hiçbir şeyin kusursuz, simetrik veya düzenli olmayacağını öne sürer.
Kintsugi Felsefesi Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
Kintsugi, 15.yy’da ortaya çıkan bir felsefe akımıdır. Japon bir komutan, bir gün askerlerine çaydanlığının tamir ettirilmesi emrini verir. Çaydanlığı tamir edilen komutan, sonuçtan memnun olmaz ve eski çaydanlığını tekrar ister. Ancak, bu mümkün olmayacağı için tamiri yapan Japon zanaatkar alternatif bir çözüm yolu bulur. Çaydanlığın estetik bir şekilde tamir edilememesinden kaynaklanan sorun, Kintsugi felsefesinin gelişmesini