Kişisel gelişim kitaplarını sever misiniz? Kendi adıma konuşmam gerekirse bu güne kadar hep okumaya gerek olmayan kitaplar olduğunu düşünmüşümdür. Çünkü ne kadar okursanız okuyun bir kitap sizi değiştirmezdi. Belki doğru, belki yanlış bir düşünce. Fakat şunu söylemeliyim ki her şey kendinize ne katıp, ne kadar uyguladığınızdan ibaret. Belki bu katkı zaman alacaktır fakat geçen kısa bir söz bile hayatınızın bir kısmını değiştirebiliyor. Yeter ki isteyin. Kendinle Savaşma Sanatı kitabı yıllar önce aldığım kitaplar arasındaydı. Ve bence gerçekten de her kitabın bir okuma zamanı vardır. İlk aldığım zamanlarda yarıda bıraktığım kitabı bu sefer büyük bir ilgi ve açlıkla okuyup bitirdim. Kitaptan çok şey öğrendim mi? Fazlasıyla. Değiştim mi? Bunu elbet zaman gösterecek fakat biliyorum ki olacak. Neyse biraz da kitaptan bahsedelim.
Kitap iki kişinin arasında geçen diyaloglardan oluşuyor:Genç ve filozof. Sadece diyaloglardan oluştuğu için mi bilmem okuması da ayrı keyifliydi özellikle yazım dilinin ağır olmaması hemen kavramının sağlıyor. Tabi birkaç istisnai kısım olmadı değil benim için. Genç,yolunu kaybetmiş, ne yaptığını ve yapacağını bilemeyen biridir. Bugün hangimiz öyle hissetmiyoruz zaten değil mi ? Gencimizin yolu filozofa düşer ve tüm öfkesine, alayına,umutsuzluğuna rağmen gencin sorularını soğukkanlılıkla cevaplar. Her okuduğum satırda "A bu ben,aynı benim gibi düşünüyor, sorunlarımız ne kadar da aynı. "Deyip durdum. Eminim sizde okuduğunuzda böyle düşüneceksiniz. Çünkü hangi türden kitabı okursanız okuyun illaki bir yerde kendinizi buluyorsunuz. Kitaplar bu yüzden çoğumuzun sığınağı ya. Neyse kitaba dönelim. Kitabın bir diğer güzel kısmı beni Adler'le tanıştırması oldu. Dürüst olmak gerekirse kendisini daha araştırmadın kitaplarını da alıp okumadım:( fakat en
Aşağılık duygusunun özellikle kötü bir yanı yok. Bu noktayı artık anladın,değil mi ? Adler'in dediği gibi,aşağılık duygusu,mücadele etme ve gelişme için tetikleyici bor unsur olabilir.
Evet ama insanı yalnız hissettiren şey yalnız olması değildir. Yalnızlık başkaları, toplum ve çevre etrafında olmasına rağmen, onlardan ayrı olduğuna dair derin bir hisse kapılmaktır. Kişinin kendisini yalnız hissedebilmesi için, başkalarının da olması gerekir. Yani ,bir kişi ancak sosyal içeriklerde bir 'birey' haline gelir .
Başkalarıyla olan ilişkilerinde incinmemek aslında imkansızdır. Kişiler arası ilişkiler kurdugunda ,büyük veya küçük çapta incinirsin ve sen de birini incitirsin. Adler."Kişinin sorunlarından kurtulmak için yapabileceği tek şey, evrende tek başına yaşamasıdır.
Yapman gereken tek şey, eksikliklerini bulmak,kendinden hoşlanmamaya başlamak ve insanlarla ilişki kurmayan birisi olmak. Bu şekilde kendini kabuğuna hapsedebilirsen,kimseyle etkileşim kurmaya gerek kalmaz ve hatta insanlar seni terslediğinde elinde hazır bir gerekçe olur. Eksikliklerin yüzünden terslendiğine ve eksikliklerin olmasaydı senin de sevilebilir bir kişi olabileceğine dair bir gerekçen.