B.

B.
@Translator2136
Kıssadan hisse, yeryüzünün bütün karıncaları birleşince…(Filler Sultanı)
Diriliş Neslinin Amentüsü
10/10
·68 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:14
Memleketimin güzel şairi. Bir diriliş adamı Sezai Karakoç. İslam'ı yol rehberi bilmiş,yaşanılabilir bir Devlet için,olması gereken bir Müslüman olmak için eline kalemi alıp bu satırları yazmış bir yazar." Çağa karşı bir başkaldırıdır",diyor yazar. Sisteme,kapitalizme,komünizme , geri kalmışlığa... bir başkaldırı. Bir başkaldırı ki,kitap okuyucular için bir yol rehberi olmuş. Her "ben"deyişinde aslında "kendizi" okuyorsunuz kitapta çünkü yazar"ayağa kalk ve ülken için,dinin için savaş"diyor. "Bu savaşı ise topla,tüfekle değil;akılla,bilimle,tarihle yap!" diye de ekliyor. Bir Diriliş Sitesi var ve o sitede kendi ideal devletini kurmuş. Okurken keşke böyle yaşanılabilir bir ülke haline gelsek de rahatlasak artık diyordum. Adaletsizliğin, merhatsizliğin,ölümlerin olmadığı bir ülke. Keşke olsa. Çokça da sorgulatıyor kitap sizi kendinize karşı. Bu çağda kendize,çevrenize ve topluma karşı ne kadar tembellestiğinizi ve yerinizde saydığınızı fark ediyorsunuz. Ve dönüp geriye baktığınızda gerçekten de öyle olduğunu görüyorsunuz. En azından birçokları için öyle. Kitap aslında güzel bir rehber olmuş ne yapacağını bilmeyenler için. Belki detaylı,kelimesine kelimesine bir şeyler bulamayacaksınız ama yazarın vermek istediği mesajı da çok net bir şekilde alıyorsunuz. Yani ince bir eser fakat dolu dolu. Diğer birçok kitap gibi okuyup geçmek yerine sindire sindire,anlamaya çalışılarak okunsa daha faydalı olacaktır pek tabi☆☆
Diriliş Neslinin ÂmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 197522,4bin okunma
Reklam
Beyaz Geceler
5/10
·208 syf.··
2026 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 11:39
"Gökyüzü öyle yıldızlı,öyle berraktı ki,onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız,kaprisli insan yaşayabiliyor?" Hikaye söyle bir cümleyle başlıyor ve insanı derinden sorgulatıyor. Düşünüyorum da her şey değişiyor fakat dünyanın neresinde olursanız olun hisler aynıdır,değişmez. Tıpkı yazarın bu cümlesine herkesin hak vermesi gibi. Elimizde hayalperest bir erkek karakter var. Umut dolu,iyi niyetli fakat her iyi niyetli gibi bahtsız bir karakter ki kadın karakterimiz Nastyenka tarafından hayal kırıklığına uğratılıyor. Evet yaptığı acımasızlık ve belki de ihanet çünkü acısını bastırmak için başka birini kullanan bir karakter yine de erkek karakterin bunları bile bile aşık olduğunu da göz ardı edemeyiz. "Tanrım! Bir anlık mutluluk! Koskoca bir ömürde az şey mi?" Çok şey anlatan bir cümle de önemli olan anlamak çünkü o kadar elindekiyle yetinmeyi bilmeyen insanlar haline geldik ki kaybettiklerimizi suçunu hep başkalarında aradık, kendimizde değil. Kitap hakkındaki incelemelere baktığımda neredeyse herkesin sadece beyaz geceler hakkında yorum yaptığını gördüm. Diğer hikayeler yokmuş gibi. Linçlenmeyeceksem genel olarak hikayeleri beğendiğim söylenemez. Okuduğum her sayfada "Bunlar ne yaşıyor ya? Ben ne okuyorum şu an?" Demekten kendimi alamadım maalesef. Yani sorun ya bende ya başkalarında anlamadım pek. Belki yazarın kalemini anlamak için daha fazla kitabını okumalıyım,bilemiyorum.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,1bin okunma
6/10
·288 syf.··
2026 8. kitabı
Japon edebiyatından okuduğum ikinci kitap. Genel olarak böyle mi bilmiyorum ama Japonlar sanırım hem filmlerinde hem de kitaplarında sakin yaşamı tercih ediyorlar çünkü karşıma çıkanlar hep bu türden şeylerdi. Dürüst olmak gerekirse kitap başlarda pek de sarmamıştı. İçinde kadın ve kütüphane olan kitaplar ilgimi çekiyor,bu da o kitaplardan ve ben de vakit kaybetmeden okuyayım dedim. Riko 40 yaşında, babasıyla yaşayan,erkek arkadaşı tarafından aldatılan bekar bir kadın. Diğer tarafta ise güzel,genç ve ailesi sayesinde işe girebilen Aki var. Başlarda olay kitapçı çalışanlarının ve özellikle Riko'nun Aki'yi kıskanması üzerine işleniyor. Zavallı Aki,ona birçok yerde üzülmedim değil. Neyse iki kadının arasındaki tartışmalar birden kitapçının kapanma tehlikesiyle yüz yüze kalmasıyla farklı bir boyuta evriliyor. Aki'nin en sevdiğim özelliği enerjisi ve asla Riko da dahil kimseye kin beslememesi olmuştu. O yüzden kitapçının kapanacak olması üzerine ilk adımı atıp Riko'yu yüreklendiren de o oluyor(Yaşasın kadın dayanışması:) Tabi bu süreçte bir de erkeklerin Riko müdürlüğe terfi edildiği için kıskanması var. Evet erkek egemenliğini bir süreliğine burada da görüyoruz fakat neyse ki kadınlarımız birlik olup bunun da üstesinden geliyor. Kitabın başlarını saymazsak genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Kitapçılıkla, yayın dünyasıyla ilgili birçok şey de öğreniyorsunuz ama benim pek aklımda kaldığı söylenemez :) Heyecansız,soft bir kitap okumak istiyorsanız şans verin derim:)
Kichijoji'nin Kadın KitapçılarıKei Aono · Athica Yayınları · 2025191 okunma
Sırça Köşk
Puan vermedi·141 syf.··
2026 6. kitabı
Sabahattin Ali'nin diğer üç kitabını okumuş biri olarak dürüst olmak gerekirse ilk başta Sırça Köşk'ü okurken beklentilerimin biraz altında kalmıştı. Sonra birkaç öyküyü geçtikten sonra asıl almam gereken şeyleri fark ettim. Evet kurgu olarak hâlâ tatmin etmediğini düşünüyorum ama herbir satırında ima edilenler fazlasıyla anlamlıydı ki günümüzde hâlâ bunları yaşıyor olmak daha iyi anlamama yardımcı oldu. Bunu için kitabi bitirir bitirmez yazarın hayatını araştırdım ki bence bu önceden yapmam gereken bir şeydi çünkü yazarı ne kadar tanırsınız eserlerini de o kadar anlarsınız zannımca. Her neyse yazarın hayatına baktığımda fazlasıyla üzücü şeylerle karşılaştım fakat pek şaşırdığım da söylenemez. Siyasi görüşü yüzünden hapse atılan,sorgulanan,hayatı karartılan ve en sonda cinayete kurban gidilen bir yazar. Ne kadar acı,ne kadar yazık. Oysa ki kitabın her bir karışını okurken kendi kendime"hiç mi bir şey değişmez arkadaş!" Demiştim. Değişmezmiş onu da yazarlarımız sayesinde fark ediyorum. Her neyse kitaba gelecek olursak. 13 öykü,4 de masaldan oluşuyor. Dediğim gibi kurgu olarak pek bana hitap etmese de altında yatan anlamlar konusunda oldukça tatmin ediciydi. Elbette okuduktan sonra yaşadığı dönemin katı kurallarını göz önünde buluduruduğumda o kadar baskı altında yaşaması da olağan geldi Her ne kadar ona yapılanları savunmasam bile. "Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa,onun yıkılmaz,devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter." Yoksa çoktan kuruldu mu o köşk?
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Kendinle Savaşma Sanatı
Puan vermedi·296 syf.··
2025 17. kitabı
Kişisel gelişim kitaplarını sever misiniz? Kendi adıma konuşmam gerekirse bu güne kadar hep okumaya gerek olmayan kitaplar olduğunu düşünmüşümdür. Çünkü ne kadar okursanız okuyun bir kitap sizi değiştirmezdi. Belki doğru, belki yanlış bir düşünce. Fakat şunu söylemeliyim ki her şey kendinize ne katıp, ne kadar uyguladığınızdan ibaret. Belki bu katkı zaman alacaktır fakat geçen kısa bir söz bile hayatınızın bir kısmını değiştirebiliyor. Yeter ki isteyin. Kendinle Savaşma Sanatı kitabı yıllar önce aldığım kitaplar arasındaydı. Ve bence gerçekten de her kitabın bir okuma zamanı vardır. İlk aldığım zamanlarda yarıda bıraktığım kitabı bu sefer büyük bir ilgi ve açlıkla okuyup bitirdim. Kitaptan çok şey öğrendim mi? Fazlasıyla. Değiştim mi? Bunu elbet zaman gösterecek fakat biliyorum ki olacak. Neyse biraz da kitaptan bahsedelim. Kitap iki kişinin arasında geçen diyaloglardan oluşuyor:Genç ve filozof. Sadece diyaloglardan oluştuğu için mi bilmem okuması da ayrı keyifliydi özellikle yazım dilinin ağır olmaması hemen kavramının sağlıyor. Tabi birkaç istisnai kısım olmadı değil benim için. Genç,yolunu kaybetmiş, ne yaptığını ve yapacağını bilemeyen biridir. Bugün hangimiz öyle hissetmiyoruz zaten değil mi ? Gencimizin yolu filozofa düşer ve tüm öfkesine, alayına,umutsuzluğuna rağmen gencin sorularını soğukkanlılıkla cevaplar. Her okuduğum satırda "A bu ben,aynı benim gibi düşünüyor, sorunlarımız ne kadar da aynı. "Deyip durdum. Eminim sizde okuduğunuzda böyle düşüneceksiniz. Çünkü hangi türden kitabı okursanız okuyun illaki bir yerde kendinizi buluyorsunuz. Kitaplar bu yüzden çoğumuzun sığınağı ya. Neyse kitaba dönelim. Kitabın bir diğer güzel kısmı beni Adler'le tanıştırması oldu. Dürüst olmak gerekirse kendisini daha araştırmadın kitaplarını da alıp okumadım:( fakat en
Kendinle Savaşma SanatıIchiro Kishimi · Koridor Yayıncılık · 20192,528 okunma
Reklam