Sevdiğiniz kişi için şehir değiştiriyorsunuz. Alıştığınız sokakları, bildiğiniz hayatı geride bırakıyorsunuz. Onunla sevgili olduğunuz için birçok insanın tepkisini çekiyor, hatta tehditler alıyorsunuz. Ama yine de herkese ve her şeye rağmen onun yanında olmayı seçiyorsunuz.
Zor zamanlardan geçiyor… Siz de onunla birlikte geçiyorsunuz. Hayatın en ağır dönemlerinde elini bırakmıyorsunuz. Parası olmadığı günlerde, kendi stajyer maaşınızdan artırıp küçük şeylerle onu mutlu etmeye çalışıyorsunuz. Beş yıl geçiyor… Koskoca beş yıl. Bu süre boyunca maddi imkânsızlıklar yüzünden bir kere bile birlikte tatile gidemiyorsunuz. İçinizde kalan planlar, ertelenen hayaller oluyor ama siz yine de sabrediyorsunuz. Çünkü seviyorsunuz.
Her şeye rağmen yanında duruyorsunuz. Yoruluyorsunuz ama vazgeçmiyorsunuz.
Sonra bir gün, sadece anlaşılmak isteyerek şöyle diyorsunuz:
“Bak, senin için çok fedakârlık yaptım…”
Ve o, hiç beklemediğiniz bir şekilde cevap veriyor:
“Senin yaptıklarını milyonlarca insan yapar.”
İşte o anda insan kendine şu soruyu soruyor:
Bunca yıl verilen emek gerçekten sıradan mıydı, yoksa değerini bilmeyen biri için mi harcandı?