19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789 - 1914)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2390
Gösterim
Adı:
19. Yüzyıl Siyasi Tarihi
Alt başlık:
1789 - 1914
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
800
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057635075
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Baskılar:
19. Yüzyıl Siyasî Tarihi
19. Yüzyıl Siyasi Tarihi
19. Yüzyıl Siyasi Tarihine Derinlemesine Bir Bakış...

“Fransız İhtilali’nin doğurduğu sonuçlar, insanlığın siyasal tarihi bakımından bir dönüm noktası teşkil eder. Çünkü Fransız İhtilali, ne Rönesans’ın ne de Reformasyon’un hedef almadığı bir alanda patlak vermiş ve doğrudan doğruya siyasal düzene hücum ederek, onu yıkarak, siyasal düzenin ve siyasal müesseselerin yepyeni bir anlayışını ortaya koymuştur. Bu yeni anlayış, 21. yüzyıla girmeye hazırlandığımız günümüzde de siyasal kavram ve müesseselerin de temelini teşkil etmektedir.”

- Prof. Dr. Fahir Armaoğlu

Ömrünü hem Türk hem de dünya siyasi tarihine adamış bilim insanlarımızdan Fahir Armaoğlu’nun aramızdan ayrılışının 21. yılındayız. Siyasi tarih alanında kaynak teşkil eden eserleriyle hocamız her zaman aramızda. Daha önce neşrettiğimiz 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1914 1915) adlı eserini tamamlayacak mahiyetteki 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914) ilk bakışta hemen anlaşılacağı gibi benzerine rastlanmayacak bir derinlik sunuyor.

Fransız İhtilali’nden önce Avrupa’nın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun genel durumu, ihtilallin siyasî ve toplumsal getirileri, 1815-1848 yılları arasında etkisi gittikçe hissedilen mutlakiyetçilik, hürriyetçilik ve milliyetçilik gibi fikir akımlarının neticeleri, Avrupa’da yaşanan 1830 ve 1848 ihtilalleri, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa diplomasisi arasında yaşananlar, Avrupa siyasetinin iki yeni unsuru olan İtalya ve Almanya kuruluş aşamaları, Alman üstünlüğüyle gelen üçlü ittifak ve 1877-1878 Savaşı’ndan Balkan Savaşı’nın sonuna dek Osmanlı İmparatorluğu’ndaki askerî ve siyasî gelişmeler, Amerika ve Uzakdoğu’daki bağımsızlık mücadeleleri; 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi’nin muhteviyatını oluşturuyor.

19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914), öğrencisinden eğitimcisine herkes için özel bir kaynak...
800 syf.
·15 günde·9/10
Fahir Armaoğlu'nun 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi ve 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi kitapları gerek konularının birbirini tamamlaması gerekse içerik düzenlemeleri ve üslupları bakımından aynı olması nedeniyle fazla ayrıntıya girilmeden yapılacak bir incelemenin iki kitaba da hitap edebileceğini düşünüyorum.
İki kitabıda Timaş Yayınları'ndan okudum.Kağıtları çok kötüydü, altını çizdiğim yerler arka sayfaya da geçiyordu. Allahtan anlatım çok iyiydi de kağıda rağmen okuyabildim. Kitap çok yalın bir şekilde yazıldığı ve fazla ayrıntıya girmeden çerçeve bilgiyi verdiği için yakın tarih hakkında bilgisi az olanların başlangıç kitabı olabilir. Son iki yüzyılda çok fazla olay var bunlar iki kitapla öğrenilemez ama bu kitapları okuduktan sonra sahip olunan genel bilginin yardımıyla ayrıntıyı öğrenmenin kolaylaşacağını düşünüyorum. İkinci kitabın ilk yüz sayfasında 19. yüzyılı kısmen özetlediği için dileyen sadece 20. yüzyılı okuyabilir ama bu, iki kitabı da okumanın yerini tutmayacaktır.İlk kitap 19. yüzyıla girerken Avrupa'nın içinde bulunduğu durum ve Fransız İhtilali ile başlıyor ve Birinci Dünya savaşı'na kadar anlatıyor. İkinci kitap ise Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar gidiyor. 20. Yüzyılın karmaşıklığından ve Soğuk Savaş döneminin getirdiği kutuplaşmadan olsa gerek ikinci kitapta yazarın yorumları ilk kitaptakinden fazlaydı. Yazar 1998'de vefat etmiş. Kitapları okuduktan sonra "keşke yaşasaydı da bugüne kadar yaşananları da yazsaydı" dedim içimden. Herhalde diğer okurlarda böyle düşünmüştür.
800 syf.
Bu kitabı içerik ve tahlil olarak iki ayrı paragraf olarak inceleyeceğim:

"Fransız İhtilalinden ve I.Cihan Harbine kadar olan süredeki dünyada gelişen, devletlerin ve milletlerin birbirleriyle olan etkileşimlerini, kültürel ve siyasal mücadelelerini, insanların fikir akışlarını, ihtilallerin ve ortaya çıkan yeni gelişmelerin tahlillerini, diplomatik çıkarları, dönemin ortaya çıkan siyasi kavramları ve onlardan doğan fikri, felsefi, hukuki, kültürel akım ve hareketleri, milletlerin maruz kaldığı sosyal ve ekonomik baskıları, Osmanlı Devleti'ne yönelik parçalama-yıkma siyasetini, içeride ve dışarıda oluş(turul)an ve bunun sonucunda Osmanlı Devleti'nin bu baskıları ve tehditlere verdiği tepki ve mücadeleleri kitapta fazlasıyla kaynak ve belgelere dayanarak ortaya konmuş, gereksiz ayrıntılardan kaçınılmış olabildiğince öz ve temiz bir siyasi tarih araştırma kitabıdır. Merak için ve alan ile ilgili olanlar için kesinlikle! okunmasını tavsiye ederim."

"Fransız ihtilalinden önce Avrupa'nın durumu ile başlıyor anlatmaya Fahir Hoca: Despotluk dönemi! Fransa, İngiltere, Prusya, Rusya ve Osmanlı. Osmanlı İmparatorluğunu ve bu imparatorluklardan ayrı kılan ise, tebasına eşit davranması ve özellikle gayri müslimlere bir takım ayrıcalıkların verilmesidir ve nispeten İngiltereyi de ayırabiliriz. Fransız ihtilalin ana sebeplerinden biri, sömürgecilik faaliyetlerinden dolayı çıkan bir takım savaşların ve faaliyetlerin devamı için gereksinim duyulan maddi kaynağın halktan zorla alınmaya başlamasıdır. Amerika kıtasında kolonilerin bağımsızlıklarının ilanı ve İngiltere de gelişen yönetim sistemleri ve bununla beraber halkların biraz daha özgürleşmeye başlaması da etkili olmuştur elbette. Ve bütün Avrupayı etkiyecek, döneminde sorun olarak gördükleri bu problemleri, ileride sömürge olarak fayda sağlayabilmek için halkların üzerinde propaganda aracına dönüştürmek için kullanılacaktır. Örnek mi? Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Sırbistan ve daha niceleri. Mesela Belçika devletinin kuruluşu, dönemin dört büyük devleti sayesinde olmuştur. Savaştan -Napolyon savaşlarından- mağlup ayrılan Fransanın bir daha güçlenmesi önlemek amacıyla tarafsız bir bölge için, Avusturya, Almanya'ya saldırılarını önlemek amacıyla; İngiltere, Prusya, Rusya, Avusturyanın isteği doğrultusunda Fransa sınırı olarak kabul ettirilmiş, Lüksemburg'un bir parçası da katılarak kurulmuş bir devlettir. Ne acı! bir devletin, başka egemen güçlerce size verilmesi. Görünüşte bağımsız! güçlü! günümüzda Avrupa Siyasetinin yönetildiği yer..Brüksel.. Ve daha niceleri, bir biri ardına gizli ittifaklar, macarlara, polonyalılara uygulanan soykırımlar, güç dengesini korumak amaçlı kurulan sınırlar! devletler! göçe zorlanan milletler, din değiştirilenler..
Neyse konumuza dönelim;

Önemli bir olay ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa' dır ki, ilk defa ortaya çıkan ŞARK kavramı o zaman asi bir vali olan Mısır valisi yüzünden çıkmıştır. Ve Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk defa resmi olarak çaresizliği, acziyeti bütün devletler tarafından görülmüştür. Nitekim yıkılma tehlikesi dahi yaşamıştır. 1833 yılında Mısır' dan, Bursa' yada kadar Osmanlı Orduları bir bir yenip, İstanbul sınırına kadar dayanmış ise de, çok sağlam rus askeri ve donanması! ve ingilterenin! desteğiyle isyan bastırılmıştır. Bundan sonra başlayan müthiş çözülmelerle beraber I. Cihan harbine kadar çöküş meydana getiren bütün faktörler ki Jon Türk harekatı kendi içinde çıkan anlaşmazlıklar sonucu büyük bir felaketle sonuçlanmıştır.-O satırları okurken insanın bazen Napolyon olup, Antalya' ya ayak basarak, bütün İmparatorluğu tekrar kurup, ilmi, medeni olarak eski günlerine geri döndürme heyecanı gelse de, bu düşüncenin ne kadar uzak olduğu aklıma geldikçe içimi bir yehis kaplıyor-.

Amerikanın kuruluşu, Uzak Doğu ülkeleri, Çin ve Japonyanın o dönem ki durumu hemen her ülke ayrı ayrı ele alınmış, her tarihi etkilen olaylar tahlileriye beraber sunulmuştur."

Keyifli okumalar.
800 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Armaoğlu'nun bu eseri, 19. yüzyıl dünya tarihi hakkında bilgi edinebilmek için güzel bir kaynak teşkil etmektedir. Bu dönemi merak edenlere önerebileceğim güzel bir Türkçe kaynak eseri olup, maalesef ülkemizde bu alanla ilgili böyle kapsayıcı fazla eser olmadığı için başvuralabilecek, kitabın arkasında da belirtildiği gibi, öğrencisinden, eğitimcisine herkes için özel bir kaynak....
Kitabın içinde ilgi çekebilecek birçok bilgiye denk gelme ihtimaliniz oldukça yüksek, daha iyi kavrayabilmek için konularla ilgili altyapınız olursa çok daha sağlıklı sonuçlar alabilirsiniz. Yapmış olduğum alıntılar, özetin özeti olan bu konuların ufak bir yansıması olup, okumak isteyenlerin içinde daha fazla bilgi bulacağı kesindir. Kitapla ilgili olumsuz diyebileceğimiz nokta ise, bazı yerlerde yazım yanlışlarının mevcut olması idi. O kadar başarılı bir kitap olduğu için okurken tolerans gösterilebiliyor yine de...
800 syf.
Dünya siyasetinin alt üst olduğu, imparatorluklarin sarsılıp milli devletlerin yeşerdiği çağ olan 19.yüzyılı ayrıntılı şekilde anlatmış yazar. Avusturya'nın buyuk devlet adami Matternich'i ilk bu eserde okuyup tanımıştım. 19.yy hakkında zihinlerde genel bir şablon çizen,tarihi gerçeklikleri karşılaştırmalı olarak anlamamızı sağlayan bu eseri her tarih meraklısı okumali diye dusunuyorum.
800 syf.
·Puan vermedi
Çok uzun bir eser. Okunması bir hayli emek istiyor. Detaylar çok fazla ama hiç şüphesiz Türkçe yazılan eserler arasında 19. Yüzyıl tarihini en iyi anlatan kitaplardan biri olarak ön plana çıkıyor. Adeta bir başucu eseri niteliğinde. Dili oldukça akıcı.
Dünyadaki değişimleri, güçlü ülkelerin hedeflerini ve hedeflerine ulaşmadaki yöntemleri bilmeden uluslararası mücadelelerde söz hakkımız olmaz. Bu kitaptan sonra mutlaka 20. yüzyıl siyasi tarihi kitabı da okunmalı.
800 syf.
·9 günde·9/10
Kitap; okuma kitabından çok ansiklopedi niteliğinde.Çünkü bu yüzyıldaki neredeyse bütün devletlerin anlaşmaları, savaşları, değişen konjonktüre göre oluşturulan dış politikaları aşırı detaylı bir şekilde ele alınmış.Bu da kitaba ders kitabı niteliği kazandırmış.Bu yüzden tarih sevmeyenleri sıkabilir.
800 syf.
·Beğendi·10/10
20 yy kitabını okuduktan sonra bunu da okumuştum buda efsane bir kitap. çok detaylı ama son derece surukleyici ve güvenilir bir kitap. mutlaka herkese öneririm
Osmanlı İmparatorluğu'nun, bütün tarihi boyunca, çeşitli sebeplerle, Balkan Hıristiyanlarına yapmadığını, yapmaktan kaçındığı şeyi, Balkan devletleri Müslüman-Türk kitlelerine fütursuzca yapmaktan kaçınmamışlardır.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 673 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)
... bağımsızlık hareketleri, askerî cuntaların kurulması ile başlamış; ihtilâle ve bağımsızlık mücadelesinde İspanyollara karşı liderlik edenler de askerler olmuştur. İspanyol sömürgeciliğinin, Kuzey Amerika'daki İngiliz sömürgeciliğinden farklı olarak, otoriter ve hiyerarşik bir örgütlenme ve düzene dayanmış olması kıtaya, herhangi bir demokratik veya liberal müessesenin girmesini önlemişti. Bağımsızlık savaşları böyle bir zeminde yapıldı. Yine Kuzey Amerika'nın aksine, ihtilâlleri yapan asker veya liderlerin ise liberal gelenekleri genellikle zayıftı. Onun içindir ki bağımsızlıktan sonra bu ülkelerde işbaşına gelenlerin çoğu ve onlardan sonra da gelenler, kısa bir sürede diktatörlük yoluna saptılar. Bu ise birçok insanda, iktidarı kuvvet zoru ile ele geçirme hırs ve hevesini arttırdı. Hemen her Lâtin Amerika ülkesinde bir caudillolar (kuvvetli adamlar, liderler) mücadelesini başlattı. Caudillolar bazen orduda sivrilmiş bir asker, bazen de sivil hayatta şu veya bu şekilde etkinlik ve güç kazanmış kişilerdi. Bu durum, 19. yüzyılın sonlarına kadar bu ülkelerin iç düzeninin bir istikrar ve barışa kavuşmasını önlemiştir. Hatta bu sistem, 20. yüzyılda bile zaman zaman etkinliğini sürdürmüş ve "cunta" deyimi Batı terminolojisine bile girmiştir.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 680 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)
Her şey birkaç elde toplanmıştı. Her yerde soylular, her haktan yoksun olan çoğunluğa direniyordu. Vergiler bir tek sınıfın sırtına binmişti. Asiller ve ruhban, toprakların yaklaşık üçte ikisine sahipti. Gerisi de halka aitti. Ama vergiyi ödeyen halktı. Feodal asillerin bir sürü hakları varken, vergiler halkın sırtındaydı... Tüketim maddelerinden alınan vergiler, büyük kısım üzerine, yani halkın sırtına biniyordu. Halk, kendi varlığı pahasına, toplumun yüksek sınıflarını âdeta kanı ile savunuyordu. Çalışkan ve aydın burjuvazi, sanayii ile krallığı zengin ederken, hakkı olan hiçbir avantaja sahip değildi. Senyörler tarafından dağıtılan adalet, ağır, ekseriya taraflıydı ve suçlara karşı acımasız davranılıyordu. Basın kralın sansürü altındaydı. Nihayet, XV. Louis'nin metreslerinin ihanetine uğrayan ve XVI. Louis'nin bakanlarının zayıflığı dolayısıyla güçsüzleşen devlet, en son Hollanda ve Polonya'nın haysiyet kırıcı bir şekilde kaybı ile Avrupa'da itibarını kaybetmişti.
Tabiatıyla, eşitsizliğe ve ayrıcalıklara dayanan Fransa'nın bu toplumsal yapısı, ihtilali kolaylaştıran bir faktör olacaktır. Özellikle halk, mutlak hükümdarın otoritesinin zayıfladığı anda, infial ve tepkisini derhal ortaya koyacaktır.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 54 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)
Makedonya sorunu, 1912-1913 Balkan savaşlarında Makedonya'nın paylaşılmasına kadar devam etti. Yani Osmanlı İmparatorluğu Balkanlardan çekildi. Fakat Makedonya yine huzura kavuşamadı. Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan arasında "Makedonya kavgası" bu satırların yazıldığı tarihte hâlâ devam etmekteydi. Çünkü beş yüz yıldan fazla süren Türk egemenliğinin bıraktığı boşluğu, Balkan devletlerinden hiçbiri doldurma yeteneğini gösterememiştir. Bu, Türkün Balkanlarda sağladığı yönetim ve istikrarın faziletini gösterdiği kadar, bu yönetim ve istikrarın yıkılmasının hazin sonucudur.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 575 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)
Napolyon, Sainte-Helénè'de sürgünde iken, yapmış olduğu savaşların ve harcadığı çabaların tek bir amaca yönelik olduğunu ve bunun da bir Avrupa Birliği olduğunu söylemiştir. Bu Birlik, Napolyon'a göre, aynı ilkelerin, aynı sistemin her yerde egemen olduğu, mahkemelerin yanlışlıklarını düzeltecek tek bir yargıtayın, tek bir para sisteminin, aynı ağırlık sisteminin, aynı ölçülerin, aynı kanunların bulunduğu bir Avrupa olacaktı. Bu birleşmiş Avrupa'da herkes aynı bir halka mensup olacak, herkes serbestçe seyahat edebilecek, herkes kendini aynı vatanda hissedecekti. Bu birleşmiş Avrupa'ya Napolyon "Avrupa Federasyonu" adını veriyor ve "Avrupa Federasyonu fırtınalar arasından geçilerek gerçekleşecektir. Cihanşümul bir yangını ateşlemek için bir tek kıvılcım yetecektir" diyordu.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 116 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)
Lâtin Amerika'nın bağımsızlık hareketlerinde özellikle dört olayın etkisini belirtmek gerekir. Bunlar, Amerikan ihtilâli bu ihtilâle yardım eden İspanya'dan intikam almak için İngiltere'nin, İspanyol sömürgelerini bağımsızlığa kışkırtması, Fransız İhtilâli ve nihayet Napolyon'un 1808'de İspanya'yı işgal etmesidir.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 676 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)
Bilindiği gibi, Osmanlı Devleti'nin sınırları içinde çeşitli gayrimüslim unsurlar ve azınlıklar vardı. Bunlar arasında "Millet-i Sâdıka" denen Ermeniler de bulunuyorlardı. Bunların büyük bir kısmı, Van, Bitlis, Diyarbakır ve Sivas vilâyetlerinde ve Torosların güneyinde Halep civarında bulunuyordu. Fakat bu vilâyetlerin hiçbirinde Ermeniler çoğunluk teşkil etmediği gibi, bu vilâyetlerde toplam nüfusun ancak -o da bazı vilâyetlerde- %39'unu teşkil ediyorlardı. Meselâ 1914'te yapılan resmi istatistiklere göre, Ermenilerin kalabalık oldukları vilâyetlerden Bitlis'te 300.999 nüfusun 117.492'si, İstanbul'da 560.434 nüfusun 82.880'i, Erzurum'un 673.297 kişilik nüfusunun 194.777'si, Sivas'ın 939.735 kişilik nüfusunun 147.099'u, Trabzon'un 921.128 kişilik nüfusunun 38.899'u Ermenilerden meydana geliyordu.
Fahir Armaoğlu
Sayfa 552 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
19. Yüzyıl Siyasi Tarihi
Alt başlık:
1789 - 1914
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
800
Format:
Ciltli
ISBN:
9786057635075
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Baskılar:
19. Yüzyıl Siyasî Tarihi
19. Yüzyıl Siyasi Tarihi
19. Yüzyıl Siyasi Tarihine Derinlemesine Bir Bakış...

“Fransız İhtilali’nin doğurduğu sonuçlar, insanlığın siyasal tarihi bakımından bir dönüm noktası teşkil eder. Çünkü Fransız İhtilali, ne Rönesans’ın ne de Reformasyon’un hedef almadığı bir alanda patlak vermiş ve doğrudan doğruya siyasal düzene hücum ederek, onu yıkarak, siyasal düzenin ve siyasal müesseselerin yepyeni bir anlayışını ortaya koymuştur. Bu yeni anlayış, 21. yüzyıla girmeye hazırlandığımız günümüzde de siyasal kavram ve müesseselerin de temelini teşkil etmektedir.”

- Prof. Dr. Fahir Armaoğlu

Ömrünü hem Türk hem de dünya siyasi tarihine adamış bilim insanlarımızdan Fahir Armaoğlu’nun aramızdan ayrılışının 21. yılındayız. Siyasi tarih alanında kaynak teşkil eden eserleriyle hocamız her zaman aramızda. Daha önce neşrettiğimiz 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1914 1915) adlı eserini tamamlayacak mahiyetteki 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914) ilk bakışta hemen anlaşılacağı gibi benzerine rastlanmayacak bir derinlik sunuyor.

Fransız İhtilali’nden önce Avrupa’nın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun genel durumu, ihtilallin siyasî ve toplumsal getirileri, 1815-1848 yılları arasında etkisi gittikçe hissedilen mutlakiyetçilik, hürriyetçilik ve milliyetçilik gibi fikir akımlarının neticeleri, Avrupa’da yaşanan 1830 ve 1848 ihtilalleri, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa diplomasisi arasında yaşananlar, Avrupa siyasetinin iki yeni unsuru olan İtalya ve Almanya kuruluş aşamaları, Alman üstünlüğüyle gelen üçlü ittifak ve 1877-1878 Savaşı’ndan Balkan Savaşı’nın sonuna dek Osmanlı İmparatorluğu’ndaki askerî ve siyasî gelişmeler, Amerika ve Uzakdoğu’daki bağımsızlık mücadeleleri; 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi’nin muhteviyatını oluşturuyor.

19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914), öğrencisinden eğitimcisine herkes için özel bir kaynak...

Kitabı okuyanlar 130 okur

  • Mert Erdoğan
  • OĞUZHAN HAFIZOĞLU
  • Ayhan KARAKURT
  • Akif Kuru
  • Selman Demir
  • Ömür Berat ÇALIK
  • Umut
  • Ramazan Şimşek
  • Deniz
  • Murad

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.6 (1)
9
%2.6 (1)
8
%0
7
%2.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0