İlk karşına çıkan kişiyle tartışma; yalnızca iyi tanıdığın, absürt şeyleri savunmayacak kadar idrak yetisine sahip olduğunu ve utanılacak durumlara düşmeyeceğini bildiğin kişilerle tartış, Otoritenin sana dayattıklarına göre değil, nedenlere ve gerekçelere dayanarak tartışmayı bilenlerle sunulan nedenleri dinleyip dikkate alanlarla ve nihayetinde gerçeğe değer veren, karşı tarafın ağzından bile olsa sağlam gerekçeleri memnuniyetle dinleyen ve doğruyu karşı taraf söylediğinde, yani kendisi haksız olduğunda da bunu kabullenebilecek kadar adil olanlarla tartış. Demek ki yüz kişi içinde tartışmaya layık bir kişi bile zor çıkar. Geri kalanı ise bırakın ne isterlerse onu konuşsunlar, çünkü ahmaklık herkesin hakkıdır...
Osmanlı saltanatı son bürokrat iken, bürokrasi bile tam arap yahut yarı araptır. Türkleşmiş hiçbir arap görmedikten başka, araplaşmamış Türk'e az rast geliyordum.
Halepten bu tarafa geçmeyen şey, yalnız Türk kağıdı değil, ne Türkçe ne de Türk geçiyor.
Floransa ne kadar bizden değilse Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz.