Robert Langdon

Robert Langdon
@TheThoth
Tarih
Lisans
İstanbul
İstanbul, 3 Kasım
620 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Kısa Sürede Kurulan Büyük Kara İmparatorluğu: Moğol İmparatorluğu
9/10
·576 syf.·
Beğendi
·
2023 27. kitabı
Moğol İmparatorluğu, kısa sürede kurulan ve özellikle Asya ve Avrupa'yı büyük oranda etkileyen, genelde ilk akla askeri başarıları gelse de, sadece onunla sınırlandırılamayacak bir imparatorluğa dair bilgi almak isteyen okurların okuması gereken bir eser ortaya konulmuştur. Moğol İmparatorluğu hakkında Türkçe pek eser olmaması, bu eseri daha da kıymetli hâle getirmektedir. Öncelikle, Moğol İmparatorluğu denince akla ilk gelen askeri kısma odaklanalım; 40 yaşına gelene kadar sallantılı bir süreci olan Temuçin'in, 40 yaşında oluşturduğu sistemle çok hızla bir şekilde genişleme imkânı bulmuş olması, bu askeri harekatlar sırasında büyük başarılar gösteren ve Cengiz'in dört önemli komutanları, bu başarıları hızlandırmıştır. Genelde arkaplanda kalan bu dört komutan, Cengiz'in Dört Vahşi Köpeği olarak adlandırılır. Subutay, Çebe,Çelme ve Kubilay'dır. İçlerinde benim gözümde en başarılısı ise Subutay'dır. Subutay'ın batı seferi için planlanan ve amacı aslında sadece keşif seferi olan bir seferi 12 milyon kilometrekare toprakları Yeke Moğol Ulusu topraklarına katması bile yaptığı işlere bir örnek teşkil edebilir. Askeri savaş sanatında önemli bir yeri olan Subutay, tam bir askeri strateji uzmanı. Cengiz Han'ın Çin seferi sırasında, bölgede boş kaldığı anda, Kore seferi düzenleyip, bölgeyi imparatorluğa katmış, ve bu da aslında doğaçlama bir durum desek çok da abartmış olmayız. Küçük yaşında Moğollara katılan Subutay'ın Türk kökenli olması ve bu durumun özellikle Çebe ile arasında bir mücadeleye dönüşmesi ise başka bir detay bilgidir. Subutay'ın askeri başarılarından bir örnek daha vererek, askeri anlamda belki de en başarılı bulduğum komutanın bu incelemedeki son kısmına gelmek istiyorum. Batı seferi sırasında, Harzemşahlar, Alanlar, Kıpçaklar ve Ruslar üzerine sefer
Tarih
Moğol İmparatorluğuTimothy May · Kronik Kitap · 202152 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çok İyi Bir Yüksek Lisans Tezi
10/10
·197 syf.·
Beğendi
·
2023 5. kitabı
Sezen KılıçSezen Kılıç ’ın Yüksek lisans tezi olan bu çalışma, hakkında çok fazla malumata sahip olmadığımız bir alanı incelemektedir. Eserin girişinde Türk- Alman ilişkisinin ilk başlarını yüzeysel anlatıp sonra konusu olan zaman aralığı olan 1852-1945 dönemi bizlere anlatmaktadır. Eserin Cumhuriyet öncesi evresinde, ülkenin durumu, Almanlarla olan ilişkilerin seviyesi ve özellikle ülke içindeki yabancı okulların durumu hakkında gayet dikkat çekici bilgiler bizleri karşılamaktadır. Okurken o dönemin ne kadar aciz durumda olduğunu anlamak, bazı okurların canını sıkabilir. Ne yazık ki gerçeklerde burada anlatılanlardır. Yabancı okullar konusu hâlâ yeteri kadar araştırılıp, eserler sunulmadığı için böyle bir çalışmanın verdiği katkıda paha biçilmezdir. Almanya’nın Bismarck’ın becerileriyle 1871 tarihinde birleşmesiyle, Avrupa’da kartlar yeniden dağıtılmış desek aslında abartmış sayılmayız. Kısa sürede güçlenen ve diplomatik manevralarla Almanya’nın çıkarlarının peşinde koşulan dönemin ardından, Bismarck sonrası dönem diyeceğimiz dönemde Almanya emperyalist savaşların içine girmiş ve bu savaşa biraz geç kalınmış olmasından dolayı verimli sahaları kaptırdığını fark etmesi uzun sürmemiştir. Tabi bu sürecin eseri ilgilendiren kısmı, Bismarck sonrası dönemde Almanya’nın Şark meselesiyle daha fazla ilgilenmiş ve bunun da etkilerinden biri yabancı okullar kısmıdır. (Osmanlı’da yabancı okullar hakkında da grafiklerle desteklenen bilgilere de eserde ulaşabilirsiniz) Bu konuda da hem avantajlı olduğu durumlar hem dezavantajlı olduğu durumlar vardır. Bölgelerde Fransız okullarının sayısı fazla olmasına rağmen, Almanya’ya karşı daha fazla sempati beslenme durumları da görülmüştür. Bosna’nın Avusturya tarafından ilhakına kadar Osmanlıda Almanya’ya karşı sempati en üst seviyededir. Yabancı
1000Kitap
Türk Alman İlişkileri ve Türkiye'deki Alman OkullarıSezen Kılıç · Atatürk Araştırma Merkezi · 20053 okunma
Yeterince Anlıyor Muyuz?
10/10
·352 syf.·
Beğendi
·
2023 4. kitabı
2022 İstanbul Kitap Fuarında çalıştığım zamanlar hediye edilen bu kitabı, öyle bir şekilde elime geçmeseydi, ne satın almayı düşünürdüm ne de acaba içinde ne var diye merak ederdim. Çünkü başlık iddialı olmakla beraber, yazarının bu durum hakkında olumlu yada olumsuz yöne fazla meyil edeceğine dair düşünceler oluşurdu. Yazarının mahlas kullanması da daha fazla göze çarpacağından yüksek ihtimal pas geçerdim. Neyse ki böyle bir durum yaşanmadı ve okuma fırsatım oldu. Aslında kitabın ismi bile üzerine düşünmek için oldukça iyi bir alan açan nitelikte. Gerçekten Mustafa Kemal Atatürk'ü anlıyor muyuz ? Daha da önemlisi doğru anlıyor muyuz? Yoksa belli kalıplar üzerinden oluşturulan bir imaja karşı mı sempati veya antipati besleniyor ? Böyle sorular çoğaltarak arttırılabilir tabi ki. Aslında büyük oranda anlaşıldığını düşünmüyorum. Bu eserin okunması da bunu değiştirmez kanaatindeyim. Bunun sebebini de şöyle açıklayabilirim; anlamak için önce bilmek gerekir. Daha bilmek kısmında çuvallandığı için anlama kısmına geçilemiyor bile. Bilmediğin bir şeyi anlayamazsın, içinde bulunduğumuz toplum Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bilgilerinin çoğunu oradan buradan kulaktan öğrenmiş veya okullarda nerede doğdu, nerelerde savaştı, nerede öldü gibi çok basit kalıplar içinde bilgi kırıntısı verdikleri için aslında yeterince bilmiyoruz bile. Bir tarihçi olarak benim bile bu alanla ilgili okuduğum yeni eserlerde yeni bilgiler öğrenmeye devam ettiğim süreçte, tamam ben anladım demek için bile ciddi sayıda okumalar yapmak gerektiğini düşünmekle beraber, bir yandan onun bile yetersiz kalabileceği kanaatindeyim. Atatürk'ü anlamaya başlayabilmek için, öncelikle dönemin koşullarına bakılması gerektiği ve onunda yolunun 19. yüzyıl koşullarının iyice bir anlaşılması gerektiğinde yattığı
1000Kitap
Yarının Adamı 1 - Mustafa Kemal'i AnlamakCon Sinov · Masa Kitap · 20221,700 okunma
Medici Ailesi ve Floransa
10/10
·240 syf.·
Beğendi
·
2023 3. kitabı
Tim Parks'ın bizi Medici ailesiyle biraz tanıttığı bu eser, okunmaya değer bir yapıtın oluşmasına vesile olmuş. Medici ailesinin 5 jenerasyonu üzerinde duran yapıt, öncelikle bize Floransa'nın panoramasını sunmaktadır. İtalya'nın 5 büyük şehrinden biri olan Floransa, özellikle sanat yönüyle önplana çıkan bir şehir olmasıyla bilinir. XIV. yüzyıl İtalya'sının kaçınılmaz durumu olan şehir devletlerinden birini oluşturan Floransa halkının büyük bir kısmı yoksulluk ile mücadele içinde, o dönemin geçerli iki parası var. Bunlardan biri halkın büyük çoğunluğunun kullandığı picciolo, diğeri ise florindir. Picciolo ile temel ihtiyaçlar satın alınırdı, bu gümüş paraydı. Tabi bu para çok yerel düzeyde etkinliğini sürdürürdü. Şehrin zenginleri ve tüccarları florin ile ithalat, ihracat yaparlardı. Avrupa'da para transferi o dönem oldukça sorunlu olduğundan, bu işi kolaylaştıracak bir kuruma ihtiyaç vardı ve bu boşluğu Medici Ailesi doldurmak istedi. Avrupa'nın belli başlı yerlerinde şubeler açıp, ticarette önemli bir etken konumuna geldiler. Bu sistemi kuran Giovanni de Bicci, ailenin fazla göz önünde olmasını istemeyen, bu sayede dikkat çekmeden güçleneceğini düşünen, zamanın koşullarını iyi anlamış biriydi. Bu sistemi biraz anlatmak gerekirse olay şöyle işliyordu; İngiltere'den yün karşılığı şap ticareti yapan bir tüccar, İtalya'da bu şapı alırken Medici'nin bankasına gidip bir anlaşma yapıp akredit hazırlıyor, tabi bu işlemlerde güvenirlik ve referans önplanda olduğu için, bağlantıların güçlü olması önemliydi. Bu akrediti Londra'da bozdurabiliyordu. Bankaya gelen kişinin el yazısıyla işlem yapıldığı için, görevli de ve tüccar da el yazısı olan kağıt bulunması elzemdi ve ancak öyle işlem görebilirdi. Tabi bu hizmetin karşılığında banka da kendi komisyonunu alırdı. Tabi bu
Tarih
Medici AilesiTim Parks · Kronik Kitap · 2021245 okunma
Avrupa'da Moğol Etkisine Dair
Puan vermedi·264 syf.·
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Moğollar, her zaman ilgimi çeken bir toplum olmuştur. Onların en güçlü olduğu dönemlere ait eserler okudukça, aldığım keyif giderek artmakta. Sadece bu sebepten ötürü bile yazarı Altay Tayfun ÖzcanAltay Tayfun Özcan tüm çabalarından ötürü teşekkür etmekle başlamak iyi bir giriş olacağı kanaatindeyim. Yazarın daha önce Moğol - Rus İlişkileri (1223 - 1341)Moğol - Rus İlişkileri (1223 - 1341) adlı eserini de okumuştum ve onu da beğenmiştim. Eserin kendisine gelecek olursak, akıcı bir aktarım olduğunu düşünsem de bu alanla ilgili daha önce okumalar yapmış olan bir okurun daha rahat okuyabileceğini düşündüğüm bir seviyede olduğunu da belirtmeliyim. Eserde o dönemlerde yazılmış 3 mektup etrafında geçiyor. Moğolların kendileri pek bir şey yazma zahmetine girmediklerinden onlar hakkındaki bilgilerimiz genelde başkalarının bakış açısından oluyor. Bu eserde de 3 Hristiyan adamın gözlerinden görüyoruz olayları ve durumları. Tabi ki bu kişiler dinlerine çok bağlı olduklarından Hristiyan bakış açısını da kaçınılmaz olarak yoğun olarak hissedebiliyoruz. Tabi bu açının kendi içinde artıları ve eksileri de barındırdığı bilinmelidir. Yazar dipnotlarla eseri daha da zenginleştirip, mümkün olduğunca daha geniş bilgilerde vermeye çalışmıştır. Bu alana ilgisi olanların daha fazla araştırma yapabilmesi için arka kısımda verdiği bibliyografyaya da bakması faydalı olabilir. Ne yazık ki bu alanla ilgili Türkçe eserler oldukça az olduğundan bibliyografya da ağırlıklı olarak yabancı dilde yazılmış eserler çoğunluktadır. Moğolların Avrupa üzerine seferlerinin bahanesi Kumanların Macaristana sığınmaları ve Moğolların bu grubu geri istemelerine rağmen Macaristan'ın bunu ciddiye almaması sonucu meydana gelen gelişmeler diye basite indirirsek olay haddinden fazla basitleştirmiş oluruz ve bu da bazı olay ve durumları anlamamız da bize sınırlamalar getirir. Moğollar, daha Avrupa'ya
Tarih
Moğollar Avrupa'daAltay Tayfun Özcan · Kronik Kitap · 202059 okunma