Tuba

“Bir resim imzalı değilse çalındığında satılması zorlaşır,” dedi. “Tabii başka sebepler de var. İmza atıldığı zaman dikkati kompozisyondan uzaklaştıran çirkin bir damla gibi görünür. Bu nedenle resimleri genelde satıldıktan sonra imzalarım. Bunların bazıları yıllar önce sattığım ve sonra geri aldığım resimler. Bir resim atölyemde imzasız durduğu sürece üzerinde değişiklikler yapabileceğimi hissederim. Ama ne zaman söyleyeceğim her şeyi söylediğimi ve resmin kendi başına yaşamaya hazır olduğunu hissettiğim zaman, imzalar ve buraya yollarım... "
Sayfa 191 - Hemen kitap
Reklam
"... Ben uzun zaman önce kaderle bir anlaşma yaptım: Yani ben kendim kader oldum – hareket eden kader. Cézanne’ın doğayla uyumlu olsun diye Poussin’i bırakma fikrine kesinlikle katılmıyorum. Bu şekilde çalışmak için ağacın resme Poussin’in düşüneceği bir biçimde uyacak dallarını doğada seçmem gerekirdi. Ama ben hiçbir şey seçmem, her şeyi olduğu gibi alırım. Benim ağaçlarım seçtiğim yapılardan değil, kendi dinamizmimin şans eseri bana yüklediği yapılardan oluşur. Cézanne doğaya bakarken kendisi dışında bir nesneyi algılamak için, kendi içinde daha önceden var olan bir estetik talebe yanıt vermeye çalıştığını ifade etmişti. Ben bir ağaç yaparken ağacı seçmem, bir ağaca bakmam bile. Benim için sorun kendisini bu esasta göstermez. Benim seçimlerimi dayandırdığım estetik bir bakışım yok. Önceden belirlediğim bir ağacım da yok. Benim ağacım aslında olmayan bir ağaç. Ben hareketimdeki psiko fizyolojik dinamizmimi dallarına doğru uyguluyorum. Bu aslında hiç de estetik bir yaklaşım değil.”
Sayfa 159 - Hemen kitap
"... bir ressamın sınırları vardır ve her zaman aklına her geleni resmedemez.”
Sayfa 155 - Hemen kitap
“Eğer yalnızca bir başın resmini yapıyor olsan, iyi,” dedi. “Ama bütün insan bedeninin resmini yaptığın zaman baş genelde her şeyi mahveder. Eğer ayrıntıları eklemezsen baş olmaz, yumurta olarak kalır. Karşında bir insan figürü değil, bir manken olur. Ama eğer başa çok fazla ayrıntı yüklersen, resimde de heykelde de ışığı bozar. Işık yerine gölge oluşur ve bu kompozisyonda delikler ortaya çıkmasına neden olur. Göz istediği gibi serbestçe dolaşamaz. Yapabileceğin şeylerden biri başın tamamını normal oranlarda tutmak veya biraz büyükçe yapmak ve bakan kişinin alışkanlıklarını fazla bozmamak için gözler, ağız, burun için birbirine yakın küçük grafik işaretler koymaktır. Bunlar çeşitli işlevsel özellikler için ihtiyacı olan atıfları verir. Bu şekilde parlaklık bakımından hiçbir şey kaybetmez, resmin bütününün kompozisyonu açısından bir avantaj elde eder ve işin içine biraz da sürpriz katarsın. Resmi yaparken karşılaştığım sorunlarla ilgilenenler bunu neden yaptığını ve ne alakası olduğunu anlayacaktır. Resimden hiçbir şey anlamayan kişiler bunu huzur bozucu bulabilir: ‘Bir insan nasıl gözler yerine iki nokta, burun için bir yuvarlak ve ağız için kısa bir çizgi çizer?’ diye sorabilir. Öfkelenir, kızar, köpürür. Ressam için bu da az bir başarı sayılmaz.”
Sayfa 152 - Hemen kitap
"... Ben çocukken çok korktuğum bir kâbus görürdüm. Rüyamda kollarım ve bacaklarım uzayarak muazzam boyutlara varır, sonra diğer yönde aynı şekilde kısalırdı. Bu sırada çevremdeki herkes aynı şekilde değişir ve aşırı büyük veya küçülürdü. Bu rüyayı ne zaman görsem içim daralırdı.” Bana bunu söylediği zaman 1920’lerin başında yaptığı çok sayıda resmin ve çizimin kökenini anladım. Bu resim ve çizimlerde devasa elleri ve bacakları ve bazen de küçücük kafaları olan kadınlar olurdu: nüler, banyo yapan kadınlar, anneler, kumaşlara sarılı hâlde koltukta oturan veya kumlarda koşan kadınlar ve ayrıca erkek figürleri ve devasa çocuklar. Bu kâbusların hatırlanmasıyla başlamış ve klasik vücut şekillerinin monotonluğunu kırmanın yolu olarak ilerlemişti.
Sayfa 151 - Hemen kitap
Reklam