Botticelli’nin ihtiyar kadın kafasına bakınız. Bu
başm içinde olup bitenler bir yazara en iyi bir konu olabilir, fakat bu başın dışında olup bitenler de bir ressamı başarılı kılmaya yetmiştir.
Bir halı, bir kilim nakışlan hiçbir zaman
bize büyükannemizin yüzünü, ya da komşunun bahçesini hatırlattığı için güzel gelmez, halı veya kilimlerdeki süsleme güzelliğini hiçbir zaman doğanm incelenmesine değil, doğrudan doğruya nakışların geometrik soyut güzelliği ile gereçlerin ve tezgâhın olanaklanna borçluyuzdur.
İnsan zekâsının ve yeteneğinin sınırları hakkında bir fikir edinebilmek için bir lokomotife, bir ağır bombardıman uçağına bakmadan önce, bir Leonardo’nun, bir Raphael’in, bir Greco’nun, bir Dürer’in, bir Holbein’ın eserlerini toplu olarak incelemek yeter
Bizde ilk defa gerçek resmi tadan Şeker Ahmet Paşa ile Hamdi Zekai ve Seyid Bey’lerdir. Fransız’ların «peinture» dedikleri dört
başı mamûr resim sanatının bizde ilk defa bu sanatçılar tadına varmışlar ve Türk Güzel Sanatlarına henüz katılmış olan bu kol üzerinde uzun uzadıya durulmaya değer eserler yapmayı başarmışlardır.
Bize ilk defa gerçek resmi getirdikleri halde, bize
aynı zamanda gelen roman ve Batı müziği sanatlarına yakın olmayacak bir derecede bir kavrayış gösteren bu sanatçıları Dolmabahçe’de açılan Müze sayesinde tanıdık. Bu sanatçılardan burada birkaç resim örnek göstererek adlarını saygı ile anmayı bir görev sayıyorum. Şeker Ahmet Paşa’dan «Talim Eden Askerler», Zekai Paşa’dan «Cami», Seyid Bey’den «Nature Morte».