Yağlıboyada gerçek ressamlık bu işte; ortaya çıkan sonuç ise, varolanın tıpatıp taklidinden çok daha güzel. Bir tek şey düşünmek, çevrenin ona ait olmasını sağlamak ve oradan yola çıkarak işi tamamlamak...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Renk kendi başına bir şey anlatır, bunsuz yapamaz insan, ille de kullanmak zorundadır; güzel olan bir şey, ama gerçekten güzel olan bir şey, aynı zamanda doğrudur da. Veronese, “Cana’da Düğün” tablosundaki o şık insanların portrelerini yaparken paletindeki tüm zenginliği eflatunlar, harika altınımsı tonlarla tuvale dökmüştü. Sonra, aklında hâlâ -ön planda olmayan- uçuk bir mavi ile incimsi beyaz vardı. Bu renkleri de tonlarını kırarak geri planda kullandı -ve çok iyi bir sonuç çıktı ortaya... Kendiliğinden bir mermer saraylar ve gökyüzü havası yaratılıyor ki, figürlerin düzenlenmesini çok iyi tamamlıyor.
Doğadan çok palete önem vermek, bağlanmak mı diyorsun? Öyle olsun. Delacroix, Millet, Corot, Dupré, Da- ubigny, Breton, istersen daha otuz isim sayabilirim, bu kişiler yüzyılımız resim sanatının yüreğini, ruhunu oluşturmuyorlar mı? Hepsinin de kökleri romantizmde değil mi -hepsi de romantizmi sonunda aşmış olsalar bile?
Bir erkek başı, ya..da,bir kadın başı, uzun uzadıya, ciddiyetle ve aceleye getirilmeden incelendiğinde tanrısal bir güzelliğe sahiptir, değil mi? îşte, doğadaki tonların genel uyumu, aynen taklit edildiğinde kayboluyor; buna karşılık, o uyuma tekabül eden bir renkler dizisi ile yeniden yaratıldığında -ki bu dizi modeldekinin aynı olmayabilir, hattâ ondan çok farklı olabilir -kaybolmuyor, tam tersine...