"Seneler sürer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme ki sana darginım
Ben gene sana vurgunum
Başkalarına gülsem de
Senden uzakta kalsam da
Sevmediğini bilsem de
Ben yine sana vurgunum"
Hz. Ömer de diyor ki: "Isterdim ki benim de bir oda dolusu Ebu Ubeyde b. Cerrah'im olsun, bir oda dolusu Huzeyfe b. Al-Yeman'in olsun, bir oda dolusu Muaz b. Ce- bel'im olsun da onları kıtalara göndereyim, coğrafyalara uzak beldelere, diyarlara göndereyim de İslam'ın sancağını alsınlar oraya diksinler."
"Hüzün Yusuf'ta
Yusuf kuyuda
Sefâ içinde suda
Yüzer mi sandın?
Sabır Yakupta
Yakup ağıtta
Arz-ı halin kâğıtta
Yazar mı sandın?
Kuyu Mısır`da
Mısır uzakta
Kervanları tuzakta
Kalır mı sandın?
Gülü çemenden
Üveys i Yemen'den
Sen bu aşkı hemenden
Geçer mi sandın?
Züleyha sicinde
Yusuf içinde
Umursuz bir biçimde
Yaşar mı sandın?"
Arif Nihat Asya diyor ki:
"Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.
Şu tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir.
Örümcek ne havada,
Ne suda ne yerdeydi.
Hakkı göremeyen gözdeydi!
"Aşığın gıdası
Maşuka nazardır
Ve göz
Aşk kitabesinde bir yazardır
Kavrulsa da Rü'yet umuduyla her daim
Firkat aşka pazar
Vuslat aşığa bir mezardır
Görmek muhâl ise
Zikir aşka bir kızaktır
Maşukun özünü
Aşığa getiren bir sazaktır
Ve vuslat Hem Yusuf'a Yakuptan daha uzak Hem kuyuda Mısır'a kurulan tuzaktır."