aslında toplumun, ahlaksızlığa kestiği cezayı kadınla erkek arasında hakça bölüştürmesi gerekir, gel gör ki erdemliliğin korunmasında böyle bir yol izlenmediğini hepimiz biliyoruz. dünyamızda cezalar gönlümüzün istediği kadar adil değil, ileride daha hakça bir dağıtım yolu gerçekleşir mi, onu da bilemeyiz. yine de, Henry Crawford gibi zeki ve akıllı bir erkeğin durumdan kendisi için hatırı sayılır bir pişmanlık ve kızgınlık payı ayıracağına kesin gözüyle bakabiliriz. pişmanlığın onu kimi zaman mutsuzluğa, kızgınlığın ise kendini suçlamaya dönüşeceği de kesindir.
düşünceleri, güzel sözleri öyle yaygın ki insan nereye dönse onlara değiyor. içgüdümüzle kaynaşıyoruz shakespeare’le. azıcık kafası işleyen herhangi bir insan onun eserlerinden birini, iyi bir yerinden okumaya başlasın da akışına kendini kaptırmasın… dünyada olmaz.