Böyle şeyler insanın aklına hep sonradan gelir. Uzun yıllar sonra birinin öldüğü karanlık bir odadan geçer ve birden, yavaş yavaş kaybolan kelimeleri ve denizin uğultusunu duyar. Sanki o birkaç kelime hayatın anlamını ifade etmiştir.
Zaman her şeyi muhafaza eder ama hepsi rengini kaybeder; metal plaklara sabitlenen çok eski fotoğraflar gibi. Işık, zaman, plakaların üzerindeki yüzlerin keskin ve karakteristik nüanslarını siler. (...)
Fakat günün birinde bir yerlerden ışık gelir ve bir yüzü yeniden tanırız.