"İstemek,` dedi ölçülü bir sesle, "ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o boșluğu başka bir şeyle doldururuz, ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. Belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak.
"Benim burada ne ișim var?" diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dişarı çıkmanız sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onlar. Yaprakların arasından gelip geçen șekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu iși onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızginsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
"Olmak istediğim her șeyi olmam, yașamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. İstediğim bütün yetenekleri geliştirmem de mümkün değil. Istememin nedeni ne peki?"