Gençken, daha çok seyahat etmem, daha uzaklara gitmem, yabancı ülkelerde daha çok zaman geçirmem, kendimi hayata katıp daha derin bir şekilde yaşamak için sürekli bir koşturma içinde olmam gerektiğini düşünürdüm ama zamanla anladım ki, aradığım şey tam burada içimde, etrafımdaki şeylerde, işim hâline gelen o geçici işlerde, gündelik hayatın hengâmesinde ve bakışlarımı oraya yönelttiğim sürece karşılaştığım insanların gözlerindeydi.
“Niki’yle arkadaşlığımdan bu yana anekdot anlatıcılığını, kimilerine musallat olan bir tür kronik hastalık olarak görüyorum; her şeyi bir hikâye şeklinde anlatma, hayatı, dinleyiciyi yakalayıp etkilemek, hüzünlendirmek ya da güldürmek için bir kalıba dönüştürme takıntısı.”
“Sonsuz başarısızlığın olmadığı bir düzlem. Vazgeçip kendimi özgür bıraktım. ‘Bağışlama’ ile ‘özgürlük’ kelimeleri birçok dilde aynıdır; bu çok bariz bir tespit olabilir, ancak o sırada ‘bırakmanın’ da aynı kefeye alınabileceğini fark ettim.”