Tuğçe Ezgi Çakır Hezer

Gençken, daha çok seyahat etmem, daha uzaklara gitmem, yabancı ülkelerde daha çok zaman geçirmem, kendimi hayata katıp daha derin bir şekilde yaşamak için sürekli bir koşturma içinde olmam gerektiğini düşünürdüm ama zamanla anladım ki, aradığım şey tam burada içimde, etrafımdaki şeylerde, işim hâline gelen o geçici işlerde, gündelik hayatın hengâmesinde ve bakışlarımı oraya yönelttiğim sürece karşılaştığım insanların gözlerindeydi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Niki’yle arkadaşlığımdan bu yana anekdot anlatıcılığını, kimilerine musallat olan bir tür kronik hastalık olarak görüyorum; her şeyi bir hikâye şeklinde anlatma, hayatı, dinleyiciyi yakalayıp etkilemek, hüzünlendirmek ya da güldürmek için bir kalıba dönüştürme takıntısı.”
Benlik ya da sözde “benlik” de bundan başka bir şey değil aslında: Karşılaştığımız insanlar kalanlar.
“Sonsuz başarısızlığın olmadığı bir düzlem. Vazgeçip kendimi özgür bıraktım. ‘Bağışlama’ ile ‘özgürlük’ kelimeleri birçok dilde aynıdır; bu çok bariz bir tespit olabilir, ancak o sırada ‘bırakmanın’ da aynı kefeye alınabileceğini fark ettim.”
7/10
·376 syf.·
4 günde okudu
·
2026 46. kitabı
Hikmet Hükümenoğlu
8.6/10 · 2.709 okunma