Şüphesiz, kum yaşam için elverişli değildi. Peki, durağan hâl varlık için vazgeçilmez miydi? O tiksindirici rekabeti başlatan da sabit kalmaktaki ısrarımız değil miydi? Sabit olmayı bırakıp kendimizi kumun akışına bırakıversek rekabet de ortadan kalkacaktı.
“İnsanlar iyi olmak ister. Kalplerinin en derinlerinde nazik olmak ister. Elbette sorun, aptallara karşı her daim nazik olmanın imkansızlığıdır çünkü onlar aptaldır. “
Biz çocuklarımızın kendi hayallerinin peşinden koşmasını da bizim izimizden gitmesini de istemeyiz. Onlar kendi hayallerimizin peşinden koşsun, biz de onun izinden gidelim isteriz.
“Çünkü bir ebeveynin işi buydu: Omuz vermek. Çocuklarının küçükken dünyayı görebilmek için oturacağı, biraz daha büyüdüklerinde bulutlara değebilmek için üzerinde ayağa kalkacakları, zaman zaman sendelediklerinde ya da kendilerinden şüphe ettiklerinde yaslanacakları omuzlar.”