Bütün hayallerinizi maddi şeyler üzerine kuruyorsunuz: ev, araba, mal, mülk. Büyüklerinizin tecrübelerinden bir şeyler öğrenmeyi, çocuklarınıza güven aşılamayı, arkadaşlarınızla birbirinizi kıyaslamadan paylaşmayı bilmiyorsunuz! Bütün değerler sisteminiz mal varlığınız üzerine kurulu. Karşılık beklemeden vermeyi bilmiyorsunuz! Daha da kötüsü, hayat şartlarınızla kişiliğinizi birbirine karıştırıyorsunuz! Kendinizi unvanınızla, oturduğunuz mahalleye, sahip olduğunuz mallarla, kökeninizle, isminizle, işinizle, ilişkilerinizle bir tutuyor ve yalnız onlar aracılığıyla var oluyorsunuz. Kimsenin sizi olduğunuz gibi, sadece bir insana olarak sevilebileceğinizi bilmiyorsunuz bile.