"İnsanlara kızmama imkan yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi , en iyisi , en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi? İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu; çünkü en inandığım,en güvendiğim insanda aldanmıştım . Başkalarına emniyet edebilir miydim?"
"Bir kadın ,trenin penceresinden dışarı bakabilir , bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. Yahut bir kiremit, hafif bir rüzgarla yeniden oynayarak , devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi.Göz mü mühim kömür parçası mı , kiremit mi mühim kafa mı , diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak, hayatın daha başka türlü birçok cilvelerinde de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk."