Doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. Bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. Çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız. İşte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani düş kırıklığını görmek mümkündür.
Hayattan beklentilerimiz, son ana kadar bizi kendimizle baş başa bırakmaz. Yeni yarışlara sürüklenmemize neden olur. Ait olmadığımız yarışlarda kayboluruz. Her şey kendimizi unutarak başlar.
İncelediğimiz hemen tüm boyutlarda bu erkekler kültürümüz içinde yer alan erkeklerin çoğundan farklı değillerdi. Tecavüz eden erkekler, aralarında genellemeler yapılamayacak kadar geniş bir yelpazede farklı geçmişlere sahip görünüyorlardı.