Kitapta Edwin ve Erna adında yaşlı bir çiftimizin günlük yaşamda akıllarından geçen düşünceleri okuyoruz. Edwin karakteri sonradan yaşadığı körlük ve hastalık sebebiyle oldukça huzursuz, bir sandalyeye mahkum olduğu için oldukça öfkeli, karısının onun bakımını üstlenmesinden dolayı ona yük olduğunu bildiği halde bunu yapmak zorunda ama diye bir karşı çıkmayla oldukça kavgacı bir karakterimiz. Okurken Edwin karakterine ilk önce sinirlenirken kitabın sonuna yaklaştıkça yaşadığı araf anıyla birlikte bir şefkat duydum diyebilirim. Her ne kadar karısının nefes almasından bile rahatsız olsa da son anında yine onun elini tutmak istiyor. Erna ise oldukça nazik , naif, hasta olan eşe bakmanın sorumluluğunu üstlenmesiyle kendi hayatının sekteye uğradığını dile getiren, eşine karşı hem nefret hem sevgi besleyen bir karakter. Erna eşinin huysuzluğundan yılsa da Edwin'nin olmadığı bir eve uyanmanın acısını hissettiğini söylediği kısımları okurken oldukça etkilendim.
Kitaba büyük bir beklentiyle başlamamıştım ama bir ömrü beraber geçiren bir çiftin birbirine karşı duyduğu hislerin oldukça şeffaf bir dille anlatılmış olmasını çok sevdim.