Aynı yanlışı yinelemek hep hüzünlendirmiştir beni ama yaşam aynı yanlışların yinelenmesinden oluşuyor gibi geliyor bana, ölüm de bir anlamda bir yanlışın yinelenmesi değil mi sanki.
Ölüm söz konusu olduğunda çaresiz kalıyor insan. Belki de ölümden önce bütün
diye bir şey yok. Ölülerin yaşamında avuntu bulmak kolay oluyor. O zaman ölümü arzulamak için ne bekliyorum? Her
şeyi yatıştıracak olan inlemeyi, benim inleyişim olmasa da işitiyorum buradan. Bu arada kendinizi ölü sanmanız boşuna, ölü değilsiniz, hâlâ can çekişiyorsunuz, saçlarınız uzuyor, tırnaklarınız uzuyor, bağırsaklarınız boşalıyor, bütün ölü gömücüler ölmüş. Biri perdeleri çekti, belki de siz çektiniz. En
küçük bir gürültü duyulmuyor. Nerede şu meşhur sinekler acaba?
Sosyal hizmetlinin sunduğu yemeği geri çevirdiğime pişman olmuştum. Cebimden bir çakıltaşı çıkardım ve emmeye koyuldum. Uzun süredir emmekte olduğum taş, fırtınalarca da dövüldüğü için dümdüz olmuştu. Ağzınıza
attığınız küçük, yuvarlak ve dümdüz bir çakıltaşı yatıştırır sizi, rahatlatır, açlığınızı unutturur, susuzluğunuzu unutturur.