Sesini duyacak, yardımına gelecek kimse yoktu. Bu defaki hırsızlar iyi giyinimliydi, hırsızlık yaptıkları hiçbir koşulda anlaşılmıyordu, hatta görünüşte gayet saygın kişiliklerdi. Parfüm kokulu, takım elbiseli, kravatlı, son derece şık bir şiddetti bu.
Çünkü insan bir şeye inanınca bu inanç kalbinden diline çıkar. Dilden söyleyince sözündeki doğruluğu organlarının fiillerinden belli olur. Şu halde dil kalbin, organlarda dilin tercümanıdır.