“Adında ‘e’ harfi olanlar kötü olamaz” demiştim o vakitler. Fakat onlar haklı çıktı. Sırtımı o narin ‘e’ harfi gibi kamburlaştırıp gitti zaman. Küçük bir harfin içine sığınıp canım pahasına yolunu bekledim! Gelmedin. Çıkıp şehir şehir gezdim senden sonra. Hatırlamaya cesaret edemediğim yüzünü kime sorduysam tanımadı.
Bir zamanlar yeşil bir hale vardı başımda. İçime serinlik veren adın vardı. Gülünce iyiden iyiye kaybolan çekik gözlerim. Sen çağırınca koşa koşa giden bacaklarım. Börtü böcekle şakıyan bir heves kuşuydum zamanında.