مُحَمد ﷺ
Ya Resulallah
sudur-i baisi kevn ü mekansın ya resullallah sutur-i dilsitan-i kün fekansın ya resulallah sen ol nur-ı hüviyetsin ki zatın bilmedi ancak seni senle binlerde ayansın ya resulallah
Özgüven, ilim ehline muhakkak lazımdır. İlim pısırık insanların işi değildir. Bu açıdan ilim öğrenenlere özgüvenlerini kırıcı her ortamdan uzak durmalarını tavsiye ederim. Fakat aptal özgüveni denilen bir şey de var. Bilmediğin, başaramayacağın bir konuda özgüven sergilemek kendini tahlil edememekten kaynaklanır. Kendisini pek çok önemli konuda tahlil edemeyen birisi nasıl başka insanları ve dünyayı isabetli tahlil edebilsin? Cahilin cesareti özgüven değildir.
Ya da şu şikâyeti sıklıkla duyarız: "Kitap okuyorum fakat hiç aklımda kalmıyor." Burada da insanlar genellikle akıllarında kalanın ne olduğunu kitabı bitirip düşündüklerinde "Neyi hatırlıyorum?" sorusuna verdikleri cevapla ölçerler. İşin aslı bu sadece bir hafıza sınamasıdır. Oysa öğrenmek böyle değil, küçük bir çocuğun süt içmesi gibidir. Süt nereye gitti? Koluna mı gövdesine mi? Hangi süt damlası hangi eti oluşturdu? Bunları bilmek imkânsızdır. Vakiada gözlenen şey, çocuğun büyüğüdür. Kitap okumak da yaklaşık bunun gibi bir şeydir