Adem

Adem
@Uadem
Aslan/14Ags
100 sene sonra tarih kitaplarında aynen şu cümle geçecek; "Kapitalizmin Ortaçağ'ında bir salgın bütün bir coğrafyayı kırmış geçirmiş, zenginler şatolarına kapanırken, çalışmak zorunda bırakılan emekçiler hastalıktan en çok etkilenen kesim olmuştu"
Reklam
Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu..
Ne zaman kendimizden ödün versek, ne zaman birine sonsuz güvensek, ne zaman ayaklarımız yerden kesilse daha sert düşmedik mi her defasında? O zaman ne gereği var ki yalnızca sevgi vermenin, hissettirmenin? Ne gereği var her seferinde karılacaksak güvenmenin? O mutlu olsun, o gülsün, onun canı yanmasın, morali bozulmasın diye diye kaybetmedik mi hepimiz? Peki, bizim canımızın acısı, kalbimizin kırığı kimin umurunda? Aslına bakarsanız kimsenin umurunda değil... Birileri her şeyi yoluna koyuyor, hayatına bakıyor... Sevgi, emek, fedakârlık... Hepsi bizim kendi kuruntumuz. Çünkü sevgi, emek, fedakârlık karşılıklı olduğu sürece anlam kazanıyor. Böyle olmayınca sevgimiz gibi dualarımız da, iyi niyetimiz de kimsenin umurunda olmuyor.. .
Ben ona biriktirdiğim her şeyi sundum. Zamanı, kitaplardan süzdüklerimi, yazabildiğim ve yazabileceğim her şeyi. O ise günlük hayatın sıradan beklentilerine o kadar alıştırmıştı ki kendini, başka türlü bir sevme şekline ihtimal bile vermiyordu. Olmadı, olamazdı da. Benim yanımda uçmak için can atan bir kedi yavrusu gibi takıldı bir süre, uçabilmek için gereken arzu ve iyi niyete de sahipti aslında. Ama, kanatları yoktu..
Günün sözü (!)
Halk, derin uykuya daldığında Kral, en güzel rüyasını görür. [S.Balun]