"Onu unutamayacaksınız!.." dedi. "Ondan ayrılamayacaksınız!"
Macide düşünceli gözlerle yanındakini süzdü. Sonra elini cebine sokarak Ömer'e yazmış olduğu mektubu çıkardı:
"Öyle değil Bedri..." dedi. "Ben ondan ayrılmaya daha evvel karar vermiş bulunuyordum... Her şeye rağmen!"
Dörde bükülü kâğıdı yanındakine uzatarak mırıldandı:
"Fakat beklemek lazım... Uzun zaman!"
"Adam olmak değil, enteresan olmak; bir şey yapmak değil, bir şey yapanlara istihfafla*(küçümseyerek) bakacak bir yere çıkmak istiyordum... Halbuki bugün sonsuz zaman ve mesafenin içinde ben neyim? Bir solucandan, bir ayrık kökünden daha ehemmiyetsiz, daha değersiz, daha lüzumsuz bir mahlukum..."
"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilve sine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum."