Bu memlekette hiç kimse Kuran okulu denen iskandalin akıl yatırır bir gerekçesini bulamaz. Eğitim birliği gibi temel devrimlerinden birini temelinden sarsan bu bid’ate hepsi, sözde Atatürk’ün partisinden olanlar bile göz yumarlar. Dalkavuklar! Ağızları öğle yemeği rakısı kokarak oruçları üzerine yemin edenler!
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile beraber zaferin ilk günlerinde İzmir’e Mustafa Kemal’i görmeye gitmiştik. Herkes “biten bir şey,” bir savaştan kurtulma hafifliği içindeydi. Yalnız o:
-Asıl işe yeni başlayacağız, diyordu.
-Asıl düşman orada, diye İzmir’in arka mahallesinden Sovyetler Birliği sınırlarına kadar bütün Anadolu’yu kaplayan geriliği ve gericiliği gösteriyordu. “Padişah benim!” dese, tahtı altına uzatacaklardı. “Halife benim!” dese, herkes eteklerine sarılacaktı.
Latin harfi Türkçeyi Osmanlıca kalmaktan, yani “üç lisandan mürekkep lisan-ı Osmani” olmaktan, melezlikten, sonra da Türk kafasını Arap kafasından kurtarmak devrimiydi.