Ağabeyim subay olduktan sonra bir gün kışlasına gitmiştim.
Ayağı takunyalı, kolu sıvalı, ceketi omzuna atılmış, sakallı birini
sofadan geçtiği sırada göstererek:
-Bizim tabur kumandanı... Okuması yazması yok...” demişti.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir gün Çifte Saraylardaki okula gitmek üzere evden çıkmıştım. Sokaklar pek tenhaydı. Ne olduğunu anlamak merakına bile düşmeden, yolda rastladığım bir iki arkadaşla konuşa konuşa okulun bulunduğu yokuşa kadar gelmiştik. Birden göğsü bağrı açık iki neferle birkaç medrese softası üstümüze yürüdüler. Şaşırdık.
Softalardan biri yakamızdan kravatımızı söktü:
-Artık dinsizliği bırakacaksınız, yollu bir söz etti. Biri de kitaplarımızı karıştırarak resimli sayfaları yırttı.
Gazetelerde durmadan büyük devletler arasında Türkiye üzerine görüşme ve bölüşme havadisleri çıkıyordu. Fakat Türkler arasında şahsi kapışma hırsları öylesine azıtmıştı ki kimsenin dış tehlike ile ilgilendiği yoktu.
Kanun-i Esasi yürürlüğe girdi mi, her şey yoluna girecek, hatta biz çocukların ve halkın gazetelerden nutuklardan anlayabildiğimize göre son padişahların kaybettiklerine bugün yarın kavuşma havası içindeyiz.