21 Temmuz'da Cemiyet üyeleri arasında dolaşıma giren dedikoduya göre hafiyeler Tütüncü Yakup Ağa'nın gerçek kimliğinin Dr. Nâzım olduğunu öğrenmiş ve her yerde onu arıyorlardı.
Görüldüğü yerde tutuklanıp İstanbul'a gönderilecekti. Bu durumu haber alan
Dr. Nâzım Bey de fena halde korku ve paniğe kapılmıştı. Heyeti Merkeziye hızlıca aksiyon alarak Dr. Nâzım'ı kaçırmaya karar verdi ve redif kışlasına götürülen Dr. Nâzım'a asker kıyafetleri giydirildi.
Dr. Nâzım yalnızca teşkilatlanma faaliyetleriyle yetinmemiş, özellikle matbaada bastırılan broşür ve beyannameleri halka dağıtarak kurtuluş için insanların bilinçlenmesine gayret etmişti:
Dr. Nâzım. Avrupalılar tarafından Osmanlı Impara torluğu'nun bölünmeye karar verildığını, eğer ülkeyı kurtarmazlarsa din ve devletin elden gideceğini iffet ve narnusun yabancılar tarafından çığneneceğini söyledi.
Parayı seven biraz da cimriliğiyle tanınan
Dr. Nâzım mektubunda şu hususları da özellikle vurgulamıştı:
Bahacığım, Talatcığım, geliniz biraz da beni dinleyiniz. Her şeyin ruhu paradır.
Çok para lazımdır. Gürültü çıkarmak isteyecek taş menfaatperestleri susturmak para ile olacaktır. Milletin muhtaç olduğu maarifı, sükûneti, asayişi, daha bilmem neyi temin edecek hep paradır.
İane meselesi her gece rüyama giriyor. Çalışalım, ianenin yekununu bir milyon liraya çıkaralım, daha ziyade toplayalım. Cemiyetin bundan sonraki en büyük kuvveti, sandığındaki para olacaktır.
Beraberce bir bakkal dükkânının üstündeki odada oturmakta olan Yakup Ağa isminde bir zatın yanına gittik.
Bu Yakup Ağa'nın, Doktor Nâzım Bey olduğunu bana sonra söylediler. Yakup Ağa İzmir'de her gün dolaşıyor ve her muhitte, benim o zaman misalini görmediğim bir taşkınlıkla Sultan Hamit idaresinin tehlikelerini anlatıyordu. Dr. Nâzım, müthiş bir propagandist idi. Benim üzerimde de çok tesiri oldu.
Adeta, büyülenmiştim."