Sen gelip beni çiçeklerin resimlerin arasında görüyorsun, beni gizemli duygu dolu falan filan sanıyorsun. Sen kendin çok deneyimsiz, çok tutkulu olduğun için, eve gidip benim üzerime bir öykü uyduruyorsun, şimdi de hayalini kurduğun kişiden beni ayıramıyorsun. Galiba buna da aşık olmak diyorsun!…
…Ama yine sanki dünyada bir zamanlar Shakespeare diye biri yokmuş gibi, her şey sürüp gidiyor:işlerine koşturan avukatlar, ekmek parası için kavga eden arabacılar, çember çeviren oğlan çocukları, martılara ekmek atan küçük kızlar. Bütün gün şu köşede durup bağırmak isterdim: ‘’ İnsanlar, Shakespeare okuyun!’’