Yaşamaya mecbur kılıyordu hayat insanı, bir tarafta hafızayı tekmeleyen anılar, diğer tarafta gündelik hayat koşuşturması. Zor olacaktır alışmak ama insan en çok ölüme alışıyordu. Kaderci olmaktan başka bir çare kalmıyordu insana. Ölüme karşı koyulamadığında kabullenilirdi ve kabullenilen şeye alışmak daha kolaydı.
Hayat da böyle değil mi? Acıyla yoğrulun insan, daha sert, geçimsiz ama daha güçlü olmaz mı? Hep sevinçle, iyilikle yoğrulan insan, daha yumuşak huylu daha güler yüzlü ama daha zayıf olmaz mı?