"Yani...demek istediğim... demek istediğim...bizi en büyük bașarıya götüreceğini sandığımız yol, aslında sandığımız gibi bir yol
değildir. Zira zihnimizdeki bașarı kavramı çoğu zaman dışarıdan
gelecek saçma sapan bir kazanıma hedeflenmiştir: olimpiyatlarda
madalya, ideal koca, yüklü maaş. Hayatımızı bu ölçütlere uyabil-
mek için harcarız. Oysa başarı ölçülebilecek bir şey, hayat kazanıla-
cak bir yarış değildir. Bunların hepsi... fasa fisodur aslında..."
"Benim burada ne ișim var?" diye düşündüğünüz oldu mu hiç?
Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz
de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla
sizin suçunuzmuș gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı
sağlayacak birçok yol olduğunu da billyorsunuz çünkü labirentten
çıkmayı bașarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini
duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz
onları. Yaprakların arasından gelip geçen șekiller halinde. Öyle
mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu iși onlar gibi yapamadığınız
için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan
bir tek ben miyim?
Not: Kedim öldü de.