Bu kimin duruşu, bu sizin en gülmediğiniz saatlerde
Her cümlede iki tek göz, bu kimin
Ya da kim korkuttu bu kadar sizi
Bu nasıl sevişmek, üstelik bu kadar hızlı
Ya da tam tersine
Boş vermek öperken, severken boş vermek sevmelere
Sulardan ürpermek gibi dokununca,
Ya da ben kimi sarmışım böyle kollarımla
Kime söz vermişim, biraz da unutmak gibi
Denir mi, ama hiç denir mi, iş edinmişim ben
İş edinmişim öyle kimsesizliği
Kendimi saymazsam - hem niye sayacakmışım kendimi -
Çünkü herkese bağlı, çünkü bir yığın ölüden gelen kendimi
Konuşmak? konuşuyorum, alışmak? evet alışıyorum da
Süresiz, dıştan ve yaşamsız resimler gibi.
Yemek yemeyi, müziği şampanyayı, ekimde nadir görülen güneşli öğleden sonralarını sevmene izin var elbette. Şelale manzaralarını, eski kitapların kokusunu da sevebilirsin ama insanları sevmeyi aklına bile getirme Duydun mu beni? Sakın insanlara bağlanma ve tanıstıklarına karşı olabildiğince az şey hissetmeye çalış. Yoksa yavaş yavaş aklınm yitirirsin...
Sorumlulukla hareket etme çabaları umutsuzlaştırıldığı, kendilerini, yeteneklerini kullanamaz halde buldukları zaman, insanlar acı çeker. 'Acizlikten doğan bu acı, insani dengenin ihlal edilmesi olgusundan kaynaklanır. Fakat insanları korkutan bu edimde bulunmaktan aciz olma hali aynı zamanda acizlikten sıyrılmak istemelerine,'insanın eyleme geçme yetisini onarmaya çalışmalarına da yol açar.