Adı:
Ezilenlerin Pedagojisi
Baskı tarihi:
20 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390901
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Pedagogia do Oprimido
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Paulo Freire hayatını ezilenlerin eğitimine, özellikle de okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin eğitimine adamış bir eğitimci. Ezilenlerin Pedagojisi'nde ise sadece belli eğitim merkezlerinde uygulanacak alternatif bir pedagoji değil, amaçları kadar kullandığı araçlar da özgürlükçü olan bir özgürleşme siyaseti öneriyor. Ona göre, siyaset, kelimenin en geniş anlamıyla bir eğitim süreci çünkü. Freire öncelikle "bankacı eğitim modeli"ni reddeder. Bu modelde öğrenciler (ya da ezilenler), üzerlerine bilgi yatırımı yapılan pasif varlıklar, boş kaplardır. Bilgi onlara ihsan edilir, aktif bir araştırma sürecinin ürünü değildir. Onlar nesne, öğretmenler (ya da siyasal liderler) öznedir. Bu modelde dünya kapalı, durağan bir düzen, verili, tamamlanmış bir gerçeklik olarak sunulur. Diyalog değil, tek yanlı bir dayatma söz konusudur. Bu, ezilenleri kaderciliğe iten, özgürlükten korkmalarına yol açan ve bu yüzden de üzerlerindeki tahakkümü pekiştiren bir modeldir.

Freire buna karşı, ezilenlere dayatılmayan, onlarla diyalog içinde oluşturulan bir pedagoji (=siyaset), "problem tanımlayıcı eğitim" dediği bir model önerir. Ona göre kendini ne kadar devrimci sanırsa sansın, ezilenlere "nesne" muamelesi yapmayı sürdürerek otoriter ilişkileri yeniden üreten hiçbir pratik özgürleştirici olamaz. Özgürleşme, ezilenlere armağan edilecek bir şey değildir; onların özgürleşme mücadelesine özne olarak katılımlarının ürünüdür. Freire'in önerdiği model, insanların dünyayla ilişkilerindeki problemleri tanımlamalarını, dünyayı insanın kendini yaratma görevinde kullandığı bir malzeme olarak görmelerini sağlar. İnsanları "olma" sürecindeki, bitmemiş, yetkinleşmemiş ve dolayısıyla da yaratıcı varlıklar olarak görür. Bu yüzden de eğitimin içeriği ezilenlerle diyalog kurularak, onların "konusal evren"i dikkate alınarak belirlenmelidir. Diyaloğun ön şartı ise insanlara inanmaktır, sevmeyi becerebilmektir.

"Freire'in yazdıkları ve yaptıkları Türkiye'de alıştığımız, alıştırıldığımız yol gösterici düşünce ve uygulamaların tam zıddı. Özgürlük bir şeyler yapılarak varılacak bir yer değil, yapıların özünde olan bir şey. Bu kitabın benimki kadar başkalarının da dünya görüşünü temelden etkileyeceğini düşünüyorum."
-Gündüz Vassaf- Cumhuriyet Kitap
(Tanıtım Bülteninden)
240 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Aslında okulsuz toplum yapıtından çok farklı olmayan bir içeriğe, mesaja sahip bir yapıt bu da. sonuç olarak edindiğim: mevcut düzende bütün dünyayı yönlendirebilen parasal bir güce sahip olan devletlerin, ailelerin sadece ekonomiye müdahale etmedikleri, insanları itaatkar bir konuma getirmek için eğitim, öğretim ve müfredatla insanları sessiz bir kültürün içine çekmektedirler. bütün bunları ezen--ezilen kavramları üzerinden aktaran yazar, mevcut eğitimi <<bankacı eğitim<< olarak nitelendirir. bankacı eğitim, öğrencilere yardım edilecek nesneler olarak bakar. yaratıcılığı engeller, insanları dünyadan koparmak suretiyle bilincin amaçlılığını evcilleştirir.
240 syf.
·Beğendi·8/10
Paulo Freire gibi ruhlara ihtiyaç var. Araştırmacı, özgürlükçü, iyi analiz eden, muhakeme yeteneği oldukça fazla bi yazar. Kitap eğitici, faydalı.
208 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Freire, ezilenlerin egitimine, onların bilinçlenmesine kendini adamış bir yazar. Kitabında da bize farklı bir bakış açısı sunmuş.Dünyaya daha farklı bakmamızı saglayacak sosyolojik bir kitap.Ayrıca egitim sistemini bankacı egitim modeli olarak ele almış, olmasi gerekenin ögrencinin eleştirel düşünebildigi bir sistem olan problem tanımlayici egitimi açıklamış.Ayrica 'bu model ezilenlerin de kurtuluşu olacaktır' ı savunan Freire gerçek özgürlügün kendini bulmak olduğunu ve özgürlük için savasmamiz gerektiğini de belirtmiş. Bugüne kadar okudugum sosyolojik kitaplardan beni en cok etkileyen ve dünyaya bakışımı bir hayli değiştiren bir kitap oldu kendisi..
233 syf.
·253 günde·Beğendi·8/10
Bankacı eğitim sistemi tamda ülkemize uyumlu mevduatlı bilgi ve geri dönüşler sadece bu mu daha fazlası ezilenler hatta ezilmemek için ezenlerden olanlar, devrim aşığı halkla bir ve muktedir olmalı halka inmeli.. Yönetenlerin çocukları en iyi sistemde eğitilirken ezilenlerin çocukları orta sınıfa atlamak için berbat bir eğitim sisteminden geçiyor... Demem o ki harika bir eser okunmalı okundukça anlanmalı...
240 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
İnsandışılaşma sadece ezilenlerin mahkûm olduğu bir şey değildir. Zalimler yani ezenler de insandışılığı yaşarlar. Ezilen mazlumlar ellerinde olmayan sebepler sonucu insandışılığa itilirken, ezenler de bu durumu ‘ezme eylemini gerçekleştirmenin insandışılaştırıcı olması’ ile yaşarlar

Günümüzde Çok para kazanmak mı yoksa diğerlerinden çok para kazanmak mı?’ sorusu da bu bağlamda bu ideolojinin devam ettiğinin göstergelerinden biridir. Netice itibariyle farkında olmadan ezenlerin yerini almış olurlar.

Kitapta zaman zaman zorlandığım, takılıp tekrar okuduğum da olmuştur, lakin aydınlatan kitapların arasında yer alıyor benim için.
240 syf.
·6/10
Kitabın yazarı Freire enteresan bir adam; hem bir din adamı hem de bunun yanında gerçek bir komünist. Ezilenlerin Pedagojisinde ezilmişliğin nasıl dönüştürülebileceğinden, nasıl davranılması gerektiğinden bahseder ve özgür bir eğitim pratiğinin önemini vurgular. Ezilen sadece ezene nefret duyup bulunduğu konumu değiştirmek için mücadele eder. Ve başarırsa kendisinin de ezilenden ezen statüsüne geçtiğini ancak bunun topluma hiçbir faydasının olmadığını ifade eder. Esas amacın toplumda ezilen ve ezen hiyerarşisinin tamamen ortadan kaldırılması gerektiği üzerine sosyolojik bir kitap.
Paulo Freire hayatını ezilenlerin eğitimine, özellikle de okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin eğitimine adamış bir eğitimci.Ezilenlerin Pedagojisi 'nde ise sadece belli eğitim merkezlerinde uygulanacak alternatif bir pedagoji değil, amaçları kadar kullandığı araçlar da özgürlükçü olan bir özgürleşme siyaseti öneriyor.
Eğitim felsefesi ve öğrenme sorunları ile ilgilenen bu yazarın, bu kitabını okumak istedim. Ezilenlerin pedagojisi en gerekçesi. Ezenlerle ezilenler arasındaki çelişki ve bu çelişkinin nasıl aşılacağı...
240 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
Paulo Freire bu kitapta hayatı ve eğitimi ezen-ezilen zemininde inceler. Kendini ezilenlerin eğitimine adayan yazar bu kitapta ezilen olma ve insandışılaşma durumuna gelme nedenlerini anlatıyor ve bu durumdan kurtulmak için çözümler üretiyor. Eğitimcilerin ve kendinin halkının kurtuluşuna adayanların okuması gereken kitaplardandır diye düşünüyorum.
208 syf.
·27 günde·Beğendi·10/10
Brezilyalı eğitimci Paulo Freire'nin eğitim dünyası tarafından bilinen bir eseri olan kitap, öğretme -öğrenme teknikleri konusunda tüm ezberleri bozmaya aday bir çalışma. Ülkemizde de uygulanan , tamamen önceden belirlenmiş müfredata dayalı eğitim biçimine kökten karşı çıkan yazar; öğretmenin her şeyi bilen olamayacağını, öğrenci-öğretmen ilişkisinin birlikte öğrenme şeklinde başlayıp devam etmesi gerektiğini, bu uygulamanın öğrenenin yaratıcılığını ve sürece katılımını önemli ölçüde olumlu yönde değiştireceğini belirterek konuyla ilgili çok sayıda sıra dışı önerilerde bulunuyor.
Yazar, önerdiği eğitim sistemini; kendi ülkesinde ve çalışma yaptığı aynı coğrafyadaki sömürü düzenine dayalı eğitim sistemine alternatif olarak geliştirmiştir. Bu nedenle de sürgün benzeri bir çok güçlük karşılaşmıştır.
Bu kitabı, ülkemizdeki son seçimden sonra ortaya çıkan manzarayı anlayabilmek için özellikle okuma listeme aldım. Yönetimlerin her koşulda ipleri ellerinde tutabilmek için eğitim sistemini nasıl siyasallaştırdıklarını, bunu kendi amaçları için nasıl kötüye kullandıklarını kitabı okuduktan sonra daha rahat yorumlayabiliyorum.
Eğer, siz özellikle bir Öğrenci ya da Eğitimciyseniz ve " Ölü Ozanlar Derneği " ruhunu benimsemişseniz bu kitabın size söyleyeceği çok söz var.
Sömürüye dayalı, ezen -ezilen ilişkisini anlamak istiyorsanız, bundan eğitim aracılığıyla nasıl kurtulunulabilirin şifrelerini öğrenmeye istekliyseniz bu kitap size çok anlamlı gelecektir.
240 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yıllar öncesinde Yuri Davidov un Özgürlük ve Yabancılaşma adlı kitabının girişinde okuduğum eski bir masal vardı. Bir gün uyuyan bir adamın ağzından içeri yılan girer ve midesine yerleşir. Adam korkunç bir ağrıyla uyanır ve yılanın midesine indiğini fark eder. Yılan ise sürekli tehditler ve emirler yağdıran despot bir varlıktır. Adam korkunç eziyetlere uğramamak için yılanın tüm emirlerini yerine getirir. Bu esaret dolu yaşamın üzerinden aylar yıllar geçer. Güzel bir ilkbahar sabahı uyanır ve yılanın midesinden çekip gittiğini fark eder. Önce benliğini büyük bir sevinç sarar, bu yeniden özgür olmanın getirdiği bir sevinçtir, ama hemen sonra anlar ki artık ne yapacağını bilmemektedir. Çünkü yılanın despotluğu altında geçen yıllar boyunca, kendi iradesini, bildirim gücünü yılanın iradesine onun bildirim gücüne tabi kılmıştır ve artık ne yapacağını bilmemektedir.

Masalımız bu kadar. Sizce kahramanımız hayata karşı yaşam istencini ve iradesini kendi içinde yeniden yaratabilir mi? Bu ve benzeri soruların yanıtı için Paulo Freire'in "Ezilenlerin Pedagojisi" adlı eserinin bizlere önemli ölçüde ışık tuttuğunu söyleyebiliriz.

Yazıya başlarken insana dair bir biriyle çelişen iki ayrı düşünceyi karşı karşıya getirelim. İlki Fransız bir düşünür Althusser'in; "insanlar yapıların basit birer taşıyıcısıdır". İkincisi ise özel olarak Marx'ın ve genel olarak da Marksistlerin ileri sürdüğü üzere "insanlar tarihin yapıcıları, onun belirleyici öznesidir". Bu birbirine zıt iki ayrı düşünce Freire'in "Ezilenlerin Pedagojisi" eserinin eksenine koyduğu ve tartışmaya açtığı temel sorundur.

Ancak burada Freire bir eğitim bilimci, uzman bir pedagog olarak sorunu eğitim temelinde tartışmaya açarak, eğitimin verilip verilmemesi üzerinden değil, öğreten ile öğrenenin, bilgiyi elinde tutan ile ona ihtiyaç duyan insan arasındaki ilişkinin doğası üzerinden sorgulamaya çalışıyor. Özgürlüğün birinin diğerine öğreterek bahşedeceği bir şey olmadığını, böyle bir tutumun sahte bir yüce gönüllülük dışında bir anlam taşımadığını ileri sürmektedir.

Freire, eserinde kendisine ait özgün sayılabilecek bir kavram ileri sürüyor: "Conscientizaçao" (sosyal siyasi ve ekonomik çelişkileri kavramak ve gerçekliğin insanları ezen koşullarına karşı harekete geçmek için gereken öğrenme süreci) anlamına geliyor.

Brezilya da, eğitim tarihi ve felsefesi profesörü olarak görev yaptığı 1947 yılında halka, geliştirmiş olduğu kavramın işaret ettiği özgürleştirmeyi amaçlayan bir okuma yazma yöntemi önerir. Bu yöntem, okuma yazma öğrenenlerin günlük yaşamından doğrudan esinlenmiş bir gereci ve bunu konu alan metinleri kullanarak onları gerçek anlamda siyasi olarak bilinçlendirmeye dayanmaktadır. Yöntem, Goulart hükümeti tarafından 1963-64'te resmileştirilir ancak 1964 darbesi ile geliştirmiş olduğu eğitim yöntemi, iktidara karşı tehlikeli bulunur, bu nedenle tutuklanır, sonrasında ise ülkesini terk etmek zorunda kalır ve 16 yıl boyunca sürgün yaşar.

Kitabın girişinde sekterizmi savunmuş olduğu problem tanımlayıcı eğitim yönteminin zehiri olarak tanımlayan Freire, sağcı sekteri, bugünü evcilleştiren ve dolayısı ile yarını evcilleştirilmiş bugün üzerinden yeniden üreteceğine inanan insanlar olarak tarif ederken, solcu sekteri ise yarının önceden tasarlanmış, kurulmuş olduğuna inanan, dolayısı ile geleceği bir tür kaçınılmaz bir kader, bir akıbet sayan insanlar olarak tanımlar.

Freire her iki sekter tutumu da gerici bulur. Her ikisinin ortak özelliğini ise kendi doğalarını yadsımış olmalarında bulur. İnsanın insanlaşma çabası karşısında insandışılaşma ezilenin tercihi ve seçeneğidir, çünkü ezilenin rüyası ezen olmaktır. Tarım reformu istiyorlarsa bu daha fazla toprağa sahip olmak, kendileri gibi ezilenlerin patronu olma isteğinden kaynaklanmaktadır.

Özgürlüğü, insanın dışında bir ideal, bir mit ya da bir fikir olarak görmediğini, özgürlüğü, kendini yetkinleştirmenin, özünü gürleştirmenin yetisi ve eylemi olduğunu ileri sürmekte ve bundan hareketle de zorunluluğun bilincine işaret etmektedir. Zorunluluğun bilinci ise ezilen için aşılması gereken sorunlu bir uğraktır, sorunludur çünkü binlerce yıl mitlerle koşullanmış aklı ile özgürlüğün bedelini ödemekten korkar, korkar çünkü ezilen gerçekliği içinde ezen olma isteğinden vazgeçmenin yarattığı boşluğu neyle nasıl dolduracağı bilincinden yoksundur. Conscientizaçao, Freire açısından ezilenin kendi gerçekliğinin bilincinden yoksun oluşuna karşı, kendi bilincini yaratma ve kendini gerçekleştirme eyleminden başka bir şey değildir.

Eğitimin praksist bir karakteri olmaksızın insanın dönüşemeyeceğini ileri süren Freire, egemen olan eğitim sisteminin özünün tam da bu nedenle, bir çeşit bankacı eğitim modeli olduğunu söyler. Herhangi bir edimde bulunmayan insanın yetisi, kendini aşmak yönünde değil, var olan yetinin körelmesi yönünde işlev görür. Kapitalist sistemin eğitim anlayışı açısından bu sorun, bilinçli olarak yaratılan bir sonuç değil, hesaplanması mümkün olmayan durumların bir sonucu olarak yaşanan bir talihsizlik olabilir. Bankacı eğitim modelinin özü, anlatıcı ile dinleyici arasındaki ilişkinin biçimi ile belirlenir.

Öğrenciler, doldurulması gereken boş birer kap, hakkında düşünülen, disipline edilen, yalnızca alan, öyle olması gereken basit birer nesne konumundadır. Eğitimci ise her şeyi bilen, düşünen, konuşan, disipline eden ve yapan konumundadır. Bilginin sonsuz çeşitliliği karşısında kurulmuş olan bu eşitsiz ilişki biçimi insanı yaratıcı olmayan mekanik, ezberci varlıklar haline dönüştürmekte, bunun da ötesinde pısırıklığını kabul ettiği, boş bir kap olarak doldurulmasına izin verdiği ölçüde de iyi bir öğrenci sayılmaktadır. Eşitlikçi olmayan bu eğitim modeli doğası gereği, bilginin otoritesini elinde tutanın aynı zamanda mesleki otoritesi olarak da işlev gördüğü ve tam da bu nedenle bunu, öğrencilerin özgürlüğünün karşıtı olarak kullanılabilmektedir.

Bankacı eğitim modelinde insan ile dünya arasında bir kutupsallığın olduğunu ileri süren Freire, söz konusu eğitim modelinin insanı, yaşadığı dünya üzerinde hiçbir gerçeklikle ilişkili olmayan basit bir izleyici olarak tarif etmektedir. Böyle bir insan kendisi için bilinçlenmiş bir varlık olarak değil, nasıl olması gerektiğinin bilincini taşıyan sürekli bugünü üreten mekanik varlık olarak tarif eder.

Özgürlüğün bir sorun olarak var olmasının, ezen ezilen ilişkisinin doğasıyla son derece ilişkili olduğunu ileri süren Freire, bunu aşmanın yolu olarak bankacı eğitim modeline karşı, ezilenin kendisini gerçekleştirmesine olanak verecek olan "problem tanımlayıcı eğitim’" modeli olduğunu gösterir

Bu modelde hiç kimse idrak edilen nesneyi kendi özel mülkiyeti olarak görmez ve geçerli olan şey sürekli her durumda bir idrak etme halidir. Öğrenci ile öğretenin düşünme eyleminin ortak özneleri olarak tarif eder ve en önemlisi de eğitimcinin bizzat kendisinin de eğitilen ile birlikte eğitilmesi gerektiğini öngörür. Yani öğreten ve öğrenenin bu eğitim sürecinin hem nesnesi hem de öznesi olarak devindiği dinamik bir süreç.

İnsan ancak tanımlayabildiği bir gerçeğin dönüşümünde belirleyici ve gerçekçi bir iradeyi ortaya koyabilir. Bunu anlayabildiği, idrak edebildiği ölçüde bir özne olarak kendisi ve gerçeklik durumları hakkında bir yargı geliştirebilir. Bu nedenle gerçekliğin insanın yararına dönüşümünü sağlayacak olan şey Freire'e göre, bankacı eğitim modeli karşısına konabilecek olan problem tanımlayıcı eğitim olabilir. Bunun, insanı daha fazla eleştirel kılacağı, kendisine ve kendisinin dışındaki gerçekliğe daha az yabancılaşan varlık olacağı anlamına gelmektedir.

Metin Cabadağ
240 syf.
·Puan vermedi
Bu kitap bir başucu kitabı olabilir. Özellikle ezen-ezilen çelişkisi üzerine çalışan, inceleyen ve bu konuda pratik çalışma yapmayı hedefleyenler için gerçek bir yol gösterici. Belki 3 defa okudum, üzerine çok defa tartıştık. İncelemeleri ve tespitleri hala güncelliğini koruyor bence. Muhtemeldir ki ilerleyen zamanda tekrar okuyacağım.

Eğer hayata dair bir kurgun varsa, dönüştürmek ve dönüşmek istiyorsan, sadece öğreten değil öğrenen de olacaksan bu kitabı okumalısın bence
''Dünya,aç oldukları için uyuyamayanlarla,
Açlardan korktukları için uyuyamayanlar arasında bölünmüş durumdadır.''
Antipatiyi başlatanlar, sevilmeyenler değildir, sadece kendilerini sevdikleri için aslında sevmeyi beceremeyenlerdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ezilenlerin Pedagojisi
Baskı tarihi:
20 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390901
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Pedagogia do Oprimido
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Paulo Freire hayatını ezilenlerin eğitimine, özellikle de okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin eğitimine adamış bir eğitimci. Ezilenlerin Pedagojisi'nde ise sadece belli eğitim merkezlerinde uygulanacak alternatif bir pedagoji değil, amaçları kadar kullandığı araçlar da özgürlükçü olan bir özgürleşme siyaseti öneriyor. Ona göre, siyaset, kelimenin en geniş anlamıyla bir eğitim süreci çünkü. Freire öncelikle "bankacı eğitim modeli"ni reddeder. Bu modelde öğrenciler (ya da ezilenler), üzerlerine bilgi yatırımı yapılan pasif varlıklar, boş kaplardır. Bilgi onlara ihsan edilir, aktif bir araştırma sürecinin ürünü değildir. Onlar nesne, öğretmenler (ya da siyasal liderler) öznedir. Bu modelde dünya kapalı, durağan bir düzen, verili, tamamlanmış bir gerçeklik olarak sunulur. Diyalog değil, tek yanlı bir dayatma söz konusudur. Bu, ezilenleri kaderciliğe iten, özgürlükten korkmalarına yol açan ve bu yüzden de üzerlerindeki tahakkümü pekiştiren bir modeldir.

Freire buna karşı, ezilenlere dayatılmayan, onlarla diyalog içinde oluşturulan bir pedagoji (=siyaset), "problem tanımlayıcı eğitim" dediği bir model önerir. Ona göre kendini ne kadar devrimci sanırsa sansın, ezilenlere "nesne" muamelesi yapmayı sürdürerek otoriter ilişkileri yeniden üreten hiçbir pratik özgürleştirici olamaz. Özgürleşme, ezilenlere armağan edilecek bir şey değildir; onların özgürleşme mücadelesine özne olarak katılımlarının ürünüdür. Freire'in önerdiği model, insanların dünyayla ilişkilerindeki problemleri tanımlamalarını, dünyayı insanın kendini yaratma görevinde kullandığı bir malzeme olarak görmelerini sağlar. İnsanları "olma" sürecindeki, bitmemiş, yetkinleşmemiş ve dolayısıyla da yaratıcı varlıklar olarak görür. Bu yüzden de eğitimin içeriği ezilenlerle diyalog kurularak, onların "konusal evren"i dikkate alınarak belirlenmelidir. Diyaloğun ön şartı ise insanlara inanmaktır, sevmeyi becerebilmektir.

"Freire'in yazdıkları ve yaptıkları Türkiye'de alıştığımız, alıştırıldığımız yol gösterici düşünce ve uygulamaların tam zıddı. Özgürlük bir şeyler yapılarak varılacak bir yer değil, yapıların özünde olan bir şey. Bu kitabın benimki kadar başkalarının da dünya görüşünü temelden etkileyeceğini düşünüyorum."
-Gündüz Vassaf- Cumhuriyet Kitap
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 170 okur

  • Vîyan
  • ŞEYMA BALA
  • Ayça Köse
  • hülya hn
  • Mahmut Genç
  • Engin Tutlu
  • Sultan Altunufağı
  • Cem DENİZ
  • Ebru
  • Mustafa Mücahit Gündoğdu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%30.3
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%15.2
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%44.3
Erkek
%55.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.2 (11)
9
%19 (8)
8
%35.7 (15)
7
%9.5 (4)
6
%9.5 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0