Kurnaz bir sarrafın alışkanlığıyla
Bileğimi tutuyor mezara, dışarı sürüklüyor beni
Ve o anda tozların içinden fışkıran bir tarla faresi
Çoraplarımla saklambaç oynamaya başlıyor.
Haylaz bir tarla faresi.
Bıyıklarını bacaklarımın tüylerine sürtüp
Kıvılcım çıkarıyor,
Gelip yüzüğümü kokluyor,
Daracık uzun bir mağarada koşuyor,
Kükremeyi bırakmış bir aslanı kemiriyor,
Ucundan ne çıkacak diye bir değneğe bakıyor.
Haylaz bir tarla faresi.
Sarkan sivri ucuna oturuyor yüreğimin,
Bir kan yolu açıp kendini renkten renge boyayacak.
Kapıya çakıl taşları atılır nerdeyse
İçerde canlı mıyım, anlamak için.
Son kibritle kandili yakmalı.
Kapıya çakıl taşları atılır,
İfritin kıkırdağa işlenmiş eli tokmağı çevirir
Ve arkasında iki forsayla birazdan
Kafatasında saç olan bir iskelet girer içeri.
Penceremin önündeki ağaca bir köpek bağlamışlar.
Ağacın altında ölüler yatıyor anlaşılan.
Üstlerine gelişigüzel toprak serpmişler.
Köpek ölürse biraz daha toprak serperler
Hastalık sızmasın diye yeraltından.