Ölmeden önce arkadaşlarıyla bir masaya oturur. Onun iyi olmadığını fark ederler, bu sefer durum ciddi gözükmektedir. Sürekli kendi aralarında konuşurlar, ne yapıp etseler de kurtarsalar şu Cemal'i dertten. Ama o, bir şeyinin olmadığını iddia eder, içine kapanmış, dertlerini bu sefer aktaramamıştır masaya. Ama vardır bir şeyi; dünya telaşesi! Belki dökse içini, anlatsa neyi var neyi yok, çözülür yine masada her şey ama olmadı.
Cemal Süreya gitti ve bu sefer masa yalnız kaldı.
O zaman kurulan masalar hakikaten masaymış! Belki masadaki yiyecekler lüks ve gösterişli değildi. Ama masada oturanlar Türkiye'nin edebiyat ve sanat camiasinin en bilinen isimleriydi. Ne sohbetmiş ama! İddiaya girip ismini değiştirenler mi, sevmediği işinden istifa etmeye cesaret bulan mi, yeni dergi çıkartmaya, kitap basmaya karar verenler mi dersiniz...
Aldığı her nefes geçmişin o sıkıntılarını anılarını sakinleştirmek içindi sanki. Sakladıkları yerden çıkmaya çalışan iştahlı acıları sakinleştirip yerinde tuttuğuna emin olduktan sonra devam ediyordu.