Şakîk el-Belhî talebesi Hâtim Esam’a, otuz yılda kendisinden ne öğrendiğini sorduğunda Hâtim sekiz şey öğrendiğini ve bu ilimle kurtuluşa ermeyi umduğunu söyler. Bunlardan birincisi, salih ameller dışındaki bütün dost ve sevgililerin en fazla kabre kadar insanın yanında olduğu hakikatidir. İkincisi, “Kim Rabbinin huzurunda durmaktan korkup da nefsini kötü heveslerden alıkoymuşsa, onun barınacağı yer Cennettir.” (Nâziat: 79/40-41.) ayetini rehber edinip nefsin arzularıyla mücadele etmek ve onu Allah’a boyun eğdirmektir. Üçüncüsü, “Elinizdekiler tükenir; Allah katındaki ise kalıcıdır. Sabredenlere, ödüllerini, yaptıklarının daha güzeliyle vereceğiz.” (Nahl: 16/96.) ayeti gereği dünyada elde edilenleri Allah katında bir hazineye çevirmek için O’nun yolunda harcamaktır. Dördüncüsü, “… Allah katında en değerli olanınız, en ziyade takva sahibi olanınızdır…” (Hucûrât: 49/13.) ayetinde bildirildiği üzere üstünlüğün soyda, sopta, malda, evlatta değil takvada olduğuna inanmaktır. Beşincisi, “… Dünya hayatında onların geçimliklerini Biz bölüştürdük…” (Zuhruf: 43/32.) ayetinde ifade edilen Allah’ın taksimine razı olmak ve kimseye haset etmemektir. Altıncısı, “Şeytan size düşmandır; siz de onu düşman belleyin…” (Fâtır: 35/6.) ayetinin gereği olarak en büyük düşmanın şeytan olduğunu bilmektir. Yedincisi, “Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı Allah’a ait olmasın…” (Hûd: 11/6.) ayetinde buyrulduğu üzere Allah’ın rızka kefil olduğuna inanmaktır. Sekizincisi, “… Allah’a tevekkül edene O yeter. Allah buyruğunu mutlaka gerçekleştirir. Her şey için Allah bir ölçü belirlemiştir.” (Talâk: 65/3.) ayeti doğrultusunda Allah’a tevekkül etmektir. Şakîk talebesini takdir etmiş ve Allah’ın gönderdiği dört kitabın bu sekiz konu etrafında döndüğünü belirtmiş ve bunlarla amel