Alem-i bekaya iman olmadan, tüm uğraşıların hayat elden gidiyor kaygısını giderebildiğini görmedim hiç.
Her saniye azalan bir ömür.
Ne yapsan eksik, ne yapsan olmuyor.
Açılan bir defterdir hayat.
Bir kere açıldı mı bir daha kapatılmayacak olan, bir sayfası çevrildiğinde bir daha dönülemeyecek olan.
Dinmeyecek denilen susuzlukların, açlığa doymuş günlerin hitamıdır hayat.
İki mezar taşı arasında, birinden başlayıp diğerine koşar adım hasıl olan vuslattır.
Bazen bayramdır hayat, gönül evinin senede iki kere kapısını çalan.
Bazen de hıçkırıkla yankılı dolu bir ölü evidir.
Bazen, ziyaretçisi bol, güneşli bir avlunun güvercini.
Bazen de yalnızlığın kara kedisi, yalnızlığın bizatihi kendisi.
Yeryüzüne rüzgârların savurduğu tozlu arzuların arkasındaki koşudur.
Arayıp da bulamamak, bulup da kaybetmektir.
Kaybedip de kaygı kuyusunun başında yakılan ağıttır.
Dönüp dönüp akşamın karanlığına-sonsuz acizlik ve fakirliğine- varmandır hayat.
Aç ve susuzluğun içinden geçerek yorgun argın kavuştuğun tokluktur.