Mustafa Ulusoy

Mustafa Ulusoy

Yazar
8.4/10
1.065 Kişi
·
4.109
Okunma
·
347
Beğeni
·
12.022
Gösterim
Adı:
Mustafa Ulusoy
Unvan:
Türk Gazeteci, Psikiyatri Uzmanı ve Yazar
Doğum:
Sungurlu, Çorum, Türkiye, 1965
1965 yılında Sungurlu'da doğdu.
Temel eğitimini Sungurlu'da, lise öğrenimini Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde tamamladı.

1982'de girdiği İÜ Çapa Tıp Fakültesini 1988' de bitirdi.

1993 yılında psikiyatri uzmanı oldu.

1999 yılından beri, kendi ofisinde terapilerini sürdürmektedir. Mustafa Ulusoy'un temel çalışma alanı Kognitif ve Varoluşçu Psikoterapilerdir.

Çeşitli dergilerde deneme yazıları yayınlanan Ulusoy'un ulusal ve uluslararası kongrelere sunduğu, özellikle kognitif psikoterapiyle ilgili bir dizi mesleki çalışması vardır. Ülke içinde ve dışında, psikiyatri dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır.

Nietzsche ve Babaannem ve Yakınlık adlı iki deneme kitabının, Ay Terapisi isimli öykü kitabının ve aşk konusunda farklı açılımlarıyla adından söz ettiren insanın temel acıları üçlemesinin ilki Aynalar Koridorunda Aşk isimli romanın yazarıdır. Mustafa Ulusoy'un insanın temel acıları üçlemesinin ikincisi olan Giderken Bana Bir Şeyler Söyle isimli romanı ise yazarın halen yayınlanmış son kitabıdır.

Ulusoy editörlüğünü İbrahim Abu-Rabi'nin yaptığı ve Suny Press (State University of New York Press) tarafından Amerikada ingilizce olarak yayınlanan "Spiritual Dimensions of Bediuzzaman Said Nursi's Risale-i Nur" adlı kitabın yazarlarından biridir.

Fotoğrafçılığa ve sinemaya özel ilgisi olan Mustafa Ulusoy TVNET de Film Şeridi isimli programın yapımcılığını ve sunuculuğunu sürdürmektedir. (Film şeridi programının videoları http://www.tvnet.tv.tr adresinden izlenebilmektedir)

Amerika Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association) uluslar arası üyesidir.

Mustafa Ulusoy, evli ve üç çocuk babasıdır ve İstanbul’da yaşamaktadır.
Kadın üzgün olduğunu söylemiş ve bağışlanmayı dilemiş. 'O kadar çabuk değil. Şimdi eve git. Çatıya bir yastık çıkar, onu bıçakla yar ve sonra bana dön.' Kadın söyleneni yapıp Pedere dönmüş. 'Yastığı bıçakla parçaladın mı? ' diye sormuş Peder. 'Evet parçaladım demiş kadın. 'Peki sonuç ne oldu?' 'Tüyler' demiş kadın, 'tüyler' diye tekrar etmiş. 'Yastığın içindeki tüyler her yöne uçuştu.' Peder: ' Şimdi geri gidip rüzgarla dağılan tüylerin hepsini toplamanı istiyorum. ' Ama ' demiş kadın ' bunu yapamam. Nereye gittiklerini bilmiyorum. Rüzgar onları her yöne savurdu. 'İşte' demiş Peder 'bu dedikodudur...'
Bizler birbirimizi tanıdığımızı sanırız. Halbuki ne kendimizi tam anlatabiliriz başkalarına ne de başkaları bizim yarım yamalak anlattığımız kendimizi tam olarak anlayabilirler. Birbirimiz hakkında bir yanılsama içinde yaşar ve ölürüz. Hepsi bu.
Benden çok uzakta ama onu kalbimde hissediyorum. Bir insan başka bir insanın kalbine nasıl da sığıyor doktor? Bu bir mucize olmalı.
Sevgi bir ilişkidir kızım. Yalnızca bir his değildir. Sevdiğin kişinin tüm varlığıyla gelişimiyle ilgilenmektir.
Mustafa Ulusoy
Sayfa 207 - Kapı Yayınları
234 syf.
·Beğendi·10/10
Merhabalar değerli inceleme okuyucuları..
İnceleme yazmayalı çok oldu.. Sular seller gibi okuyamıyorum da artık ondandır belki.. kitaplar elimde 15 günden az kalsa bırakma 'beni beni BİHTERİNİ' diye yalvarıyor sanki :) Aynalar koridoru bakiim evet 1,5 ay civarı.. iyi hasbihal etmişiz sevgili kitapçıkla :) Anlı şanlı bir 10 POİNT İ sonuna kadar hak eden müthiş bir kitaptır kendileri..
İnceleme peki?
Yazılır efenim..
Hem de SPOİLERLİ MPOİLERLİ :)
Rahat okuyun yani :)
Bu incelemede hem KENDİM hem BEN hem BİZATİHİ ŞAHSIM ın düşünce ve hissiyatı ve de genel anlamda içerik bilgileri mevcuttur.. zaten bi inceleme niye okunur ki dimi ama kitaptan zırnık bahsetmeyen??? :) Evliya mıyız kardeşim senin üstü kapalı bahsettiğin, düşünce, fikir ve belki de bize hiiiiç hitap etmeyen duygu ve hayat anlayışına endeksli yazıdan kitabı anlayacak kadar DİMİ AMA ?? :)

Gelelim kitabaaa…
''AYNA AYNA SÖYLE BANA...''
VAR MI BU CÜMLEYLE HAYATINDA BİR KEZ BİLE KARŞILAŞMAMIŞ BİRİ BU DÜNYADA ?? :))

Ah o masallaaar.. çızgı filimleeer.. çocuklukta gözler faltaşı dinleyen BİZLERİN bilinçaltımıza tükürdüler belki de.. hele de yatmadan önce okunan o ejderhalı mejderhalı, cadılı madılı, kaçırmalı göçürmeli, üvey anneli zehirli elmalı masallaaar.. iyilik diye yapılan şeye bak :))) bebe uyusun diye yapılan entel dantel hareketler!!! uykuya dalmadan önce yani tam da bilinçaltına bişey kaktırılacak ve beynin uyku esnasında sürekli tekrarladığı o masallaar.. KİM ÖĞRETTİ BUNLARI BİZE PEKİ??? o tilivizyondan gördüğün sosyetik anne-baba değil mi???
Konu bu değil tabii ki sayın okuyucu ama son dönemlerde bir etkinlik vasıtasıyla masalcıbaşı olmaya doğru gidişimizle bizde kalan masal kalıntıları bunlar :) söylemeden geçemeyecek idim..

Konumuza gelirsek;
de haydi gel artık diyenler tamam geldik daa :) az sabır :)

Evet.. Dr.MAVİ.. kitabın kahramanı.. genelde onun düşünce ve fikirlerini okuyoruz başlangıçtan sona kadar ara ara.. tabii ki hastaları olan KIRMIZI, GRİ, SARI VE hastası olmayan can dostu BEYAZ la olan sohbetleri çerçevesinde.. psiko terapi öykülerinden farklı ama bunlar.. yani doktorun müdahalesinden çok onların duygu durumları, ne olmuş da ona gelmişleri falan okuyorsunuz.. ve benim gibi ister istemez '' SARI MAVİ YEŞİL MEŞİL FARKETMEZ.. YÜRÜYORUZ AYNI YOLDA BİZ '' diyerek kendinizden, etrafınızdan ya da içinizden yükselen sesleri onların ağızlarından dinliyorsunuz bir nevi.. ve fark ettiğiniz şey '' ULEN BEN DE TERAPİSTLİK HASTAYMIŞIM YA '' şaşkınlığı ya da '' ULEN ETRAFIMDA Bİ TANE SAĞLAM ADAM YOKMUŞ YA'' oluyor :).. siz farkettiniz hadi fakat bu farkındalığı yakalayamamış, KENDİ ZATININ FARKINDA OLMADAN sevmek sevilmek takdir edilmek onaylanmak veya bi gıdım şefkat için hayatı boyunca kendini paraladığını, sevginin aşkın karşıdakinden alınan bir şey olduğunu düşünerek kendini onlara beğendirmeye çalışan VE KENDİNİ aynalardan görmeye alışkın suret meraklılarına ve dahi bunun normal olduğuna ama içindeki öfkeye, hüzne, kine, çare olamadan yaşamaya!! devam edenlere ne demeli????
Yaşamak denirse tabii buna!!!
Peki tüm bunların faturasını ''BENİ NİYE YARATTIN ?? BANA MI SORDUN BENİ YARATIRKEN ??....... bla bla '' vs diye YARATICIYA kesenlere ne demeli???

Velhasıl lafı çok uzatmayım efenim.. malum, bi dala basıp bin dalı ığralayan* biri olarak dümdük söylediğim laflar yüzünden pek de sevildiğim söylenemez :) Gerçi sevene can feda sevmeyene elveda tarzı yaklaşımlarım bu kitabı okuduktan sonra daha bi arttı doğrusu :) Lunaparktaki ayna odalarındaki gibi eğri aynalara çok da itibar etmemeye daha bi karar verdim :)
Şeyh Galip 'in dediği gibi bana verilmiş en büyük hediye KENDİMDİR diye

''Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen''

diyorum efendim BİZZAT KENDİME..
SİZ DE DEYİNİZ.. KENDİNİZE..
SİZDEN BİR TANE DAHA YOK BU ALEMDE...

Kitabı okurken özellikle KIRMIZI ile ilgili yerlerde dilime dolanan şarkıyı da buraya bırakayım..
https://youtu.be/bdso4qwyul0
https://www.youtube.com/watch?v=XwNUspuZWlQ

Şeyh Galip in dizelerinin tamamını da...
https://www.antoloji.com/...i-alemsin-sen-siiri/

HOŞÇA BAKINIZ EFENİM ZATINIZA..
HER DAİM SEVGİ AŞK VE MUHABBETLE KALINIZ..

* ığralamak = Kayserice 'sallamak' ağacı sallarken her dalın sallandığını belirten on numara kelimedir :) ırgalamak ile uzaktan yakından bi alakası yoktur :)
272 syf.
·3 günde·9/10
Hani insan bazen yalnız kalmak ister ya
Acı bir olay olduğunda mesela
Ne bilim bir yakını öldüğünde veya
Çok saçma da olsa yalnız kalıp kafa dinlemek ister ya
Ben hiç istemedim
Hep istedim ki acımı paylaştığım biri olsun
Ben pek konuşamam anlatamam derdimi
Ama yanımda oturup sadece gözyaşımı silen olsun istedim
Benim bir sürü korkularım vardır
Karanlıktan, korku filmi izlemekten bile korkarım Ama en çok neden korkarsın deseler yalnızlıktan korkarım

Bu iletiyi paylaştıktan sonra bir çok güzel kalpli insandan mesaj aldım. Hepsine tekrar teşekkür ediyorum. Kimi bir şiir gönderdi kimi yapabileceğim birşey varmı diye sordu. Bu güzel kalpli insanlardan biri de benim Mustafa Ulusoy ile tanışmama vesile oldu.

Bu kitabında kendimden o kadar çok şey buldum ki. Nokta atışı diyebilirim. Hepimizin hayatında kayıpları olmuş bu kayıplarla başetmeye çalışmış hepimiz bu durumun altından farklı şekilde kalkmışızdır. İşte bu kitapta ölüm , kaygı konuları işlenmiş. Karakterlere renk isimleri verilerek anlatılmış açıkçası bu biraz kafamı karıştırdı. Okuduğum her sayfada o kadar çok kendi kendimle konuştum ki çokca kitabı bırakıp düşündüğüm oldu.

Mustafa Ulusoyu araştırırken Zaman gazetesi köşe yazarı olduğunu ve bunun için yapılan bir çok kötü yorumu gördüm. Sadece şunu söyleyebilirim. Ön yargıları bir kenara bırakalım. Yazarın okuduğum ilk kitabı bu kitap için söylüyorum olumsuz taraf olabilecek birseyler bu kitabında yok. Diğer kitaplarında da böyle mi bilemiyorum ama Bu kitabı okuyun kendinizden çok şey bulacaksınız efenim.
325 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
" Aynalar Koridorunda Aşk Mustafa Ulusoy'un okuduğum ilk kitabı hiç sıkılmadan okudum. Ancak birçok sayfasında "Benlik ve Varoluş kelimesinin sürekli dile getirilmesi biraz beni yordu."

" Kırmızı, Sarı ve Gri, ruhumuzdaki acıların farkı renkleri her üç karakterinde ayrı bir terapisi var, onların dilinden ancak Dr. Mavi anlardı onların başlarından, neler geçtiğini hiç sıkılmadan, dinler. Onların dertlerine hep çare bulur. Bir an bende kendimi Dr. Mavi'nin yanında bulmak istedim hastalarına sürekli bir çözüm aramak için bir kuş gibi çırpınırdı. Aslında kitabın ismine göre değil bir aşk yaşanılmıyor. Sadece her üçüsüde terk edilmişlerdi. Bu roman aşkı kaybedip kendini bulanların hikâyesidir."

"Kitabı size tavsiye ediyorum tabiki siz bilirsiniz ama okumaktan bir şey kaybetmezsiniz keyifli okumalar diliyorum."
325 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap okuduğum diğer kitaplardan farklı
Bir anlatım tarzına ve insanın var oluşu hakkındaki ince nüshalara yer vermiştir .
Kahramanlara renk şeklinde isim konmasi beni çok etkilemişti
Yazarın olgulara bakış açısı ve hayattan aldığı bilindik kesitler kitaba doğallik katmıştı .
Bir sonraki sayfayı sabırsızlıkla bekliyorsunuz
Kitap sizi alıp götürüyor soyut dünyasına "şahsen beni " ama kitapta sürekli tekrar eden kalıplaştırilmış kelimeler vardı o biraz kitaba zayıflik katiyor diğer türlü kitap muazzam ötesi.
Kahverengine yani kediye olan yorumu kedinin fıtri duruşunu anlatışına hayran kaldim .
Bir kedinin tavrinın fıtri ve ilahi olgularla bütünleştirmesi çok güzeldi
Diger bir kitabı olan ay terapisini heycan içerisinde merak ediyorum
272 syf.
·4 günde·9/10
Önünüzdeki A4 kağıdına hayatta başınıza gelmiş veya gelmesi ihtimal olan en kötü şeyleri yazın deseler ne yazardık?
Büyük çoğunluğumuzdan çıkacak sonuç sanırım ölümdür ve kağıdın en başına büyük harflerle yazılsa kimse neden yazdın demez.

Neden? Çünkü ölüm ayrılıktır. Sevdiklerimizden, zevklerimizden kopmak, yok olmak ve unutulmak. Korkarız ölümden, aman bizden uzak olsun deriz, Allah gecinden versin dilimize yapışır, istemdışı kendiliğinden çıkar.

Sanırım böyle bir düşünceye sahip olsam ve gençliğimin her geçen saniye geride bırakıp ölüme bir adım yaklaştığımı hissederek yaşamak hayatımı elemli ve ızdıraplı geçirirdi. Beni ben yapan herşeyin artık olmayacağını, sevdiklerime ve hayata elveda demek korkusu, ölümden daha acı olsa gerek.

"Zeval-i lezzet elemdir." diye veciz bir söz vardır. Yani lezzetin bitmesi insana elem verir. Psikolog Ulusoy, ölüm korkusunun psikolojisinde de en büyük etken budur, lezzetlerin bitmesinden korkmaktır, der. Buradaki lezzetten sadece vücut olarak aldığımız lezzetler anlaşılmasın. İnsanda akıl, ruh, sır vb. gibi birçok latifelerin de kendi hissesine göre aldıkları lezzetler vardır.

Hiç şüphesiz karşımıza çıkan en büyük ve en ciddi mesele ölüm meselesidir. Sadece canlılar değil, bütün yaratılan varlıklar doğar, yaşar ve ölür. Bütün mahlukat bir şekilde bu aşamalardan geçer. İnsanı farklı yapan şey idraktir. İnsan, ölümü anlamlandırmak, ölümü hissetmek, ölümden kaçmak, ölümü öldürmek... ister.

Ölüme genel itibariyle 2 farklı görüş vardır. Birincisi görüş ölümü bir adem, yok olmak ve hiçliğe geçiş olarak gören kısım. Diğer tarafta ise ölümün sadece bedenen olduğu, ruhun ebedi olarak canlı kalınacağını ve tebdil-i mekan yapacağına inanan kesim.

İlk kesimin ızdırabı yok olmaktan ziyade yok olma düşüncedir. Çünkü bir kere varlığı tatmıştır, bunu elinden kaybeceğini bilmek korkutur. Her ne kadar Yunan filozof Epikür’ün “Ölüm bizi endişelendirmemeli. Çünkü biz var olduğumuz sürece ölüm yoktur. Ve ölüm geldiğinde biz olmayacağız." sözünü sarfetse de, bu ölüm korkusunu maskelemek için sarfettiği sözlerdir der Alfred Weber.

İkinci kesimin de ölüm korkusu vardır ve bu inandığı iman ile orantılı bir şekilde artar ve azalır. Bu korku kesinlikle yokolma veya hiçlik korkusuyla kıyaslanamayacak bir korkudur. Çünkü inanır ki ölüm bir terhistir onun için artık hayat vazifesini bitirmiş, tezkeresini almış ve asıl yerine doğru bir geçiştir. Korkusu, geride bıraktığı sevdiklerini endişesi korkusu vardır, üniversiteye giderken ailenizi özlemek gibi ama elbet kavuşacağınızı bilirsiniz. Zira başka bir korku ise adaletin tecelli edileceği bir ahiret inancı olduğu için yaptıkları amellerin azlığından ve günahların çokluğundandır, bu şekilde ölme düşüncesidir. Ölüm ötesi yaşama inanan bir insan -her ne kadar inançsız bir insana göre daha ümitli ve kalben rahat olsa da- ölüm korkusundan tam anlamıyla kurtulamaz.

Kitap ölüm meselesini örneklerle ve akıcı bir roman eşliğinde yazdığı için çok daha anlaşılır. Ben biraz daha kitaptan anladıklarımı aktarmaya çalıştım.

Geleceğin veya şu anın ebeveynleri olarak hayatımızın bir gerçeği olan ölüm hakkında çocuklara nasıl yaklaşmamız gerektiğini dair de güzel notlar var. Bilinçsiz bir davranış, belki o küçük yavrunun ruhunda derin hasarlara yol açabilir.
216 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ne kadar da geç kalmışım bu kitabı okumakla.. Her insanın kendini bulacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Eksikliklerimi tamamlayabilmem için harika yöntemler ve düşünceler edindim. Kesinlikle tavsiye ederim.
216 syf.
·Puan vermedi
Bedensel ve ruhsal rahatsızlıklara bakıp acziyeti görmek, cisme bakıp Rahman'ı görmek ve her bölümde akla "Allah'ı bulan neyi kaybeder ve O'nu kaybeden neyi kazanır"sözünü getiren okunması tavsiye edilir kitap...
325 syf.
Bir psikiyatristin psikoterapi seanslarının roman tarzında anlatıldığı, karakterlerini ise renklerle isimlendirirerek hastalarına Kırmızı-Sarı-Gri, kendine Mavi ve gönül dostuna Beyaz isimlerini verip ve Kafe Mentale' de dostuyla hemdem olan, bence pek çok insanın ruh dünyasına ayna tutacak okunmaya değer bir kitap...

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Ulusoy
Unvan:
Türk Gazeteci, Psikiyatri Uzmanı ve Yazar
Doğum:
Sungurlu, Çorum, Türkiye, 1965
1965 yılında Sungurlu'da doğdu.
Temel eğitimini Sungurlu'da, lise öğrenimini Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde tamamladı.

1982'de girdiği İÜ Çapa Tıp Fakültesini 1988' de bitirdi.

1993 yılında psikiyatri uzmanı oldu.

1999 yılından beri, kendi ofisinde terapilerini sürdürmektedir. Mustafa Ulusoy'un temel çalışma alanı Kognitif ve Varoluşçu Psikoterapilerdir.

Çeşitli dergilerde deneme yazıları yayınlanan Ulusoy'un ulusal ve uluslararası kongrelere sunduğu, özellikle kognitif psikoterapiyle ilgili bir dizi mesleki çalışması vardır. Ülke içinde ve dışında, psikiyatri dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır.

Nietzsche ve Babaannem ve Yakınlık adlı iki deneme kitabının, Ay Terapisi isimli öykü kitabının ve aşk konusunda farklı açılımlarıyla adından söz ettiren insanın temel acıları üçlemesinin ilki Aynalar Koridorunda Aşk isimli romanın yazarıdır. Mustafa Ulusoy'un insanın temel acıları üçlemesinin ikincisi olan Giderken Bana Bir Şeyler Söyle isimli romanı ise yazarın halen yayınlanmış son kitabıdır.

Ulusoy editörlüğünü İbrahim Abu-Rabi'nin yaptığı ve Suny Press (State University of New York Press) tarafından Amerikada ingilizce olarak yayınlanan "Spiritual Dimensions of Bediuzzaman Said Nursi's Risale-i Nur" adlı kitabın yazarlarından biridir.

Fotoğrafçılığa ve sinemaya özel ilgisi olan Mustafa Ulusoy TVNET de Film Şeridi isimli programın yapımcılığını ve sunuculuğunu sürdürmektedir. (Film şeridi programının videoları http://www.tvnet.tv.tr adresinden izlenebilmektedir)

Amerika Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association) uluslar arası üyesidir.

Mustafa Ulusoy, evli ve üç çocuk babasıdır ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 347 okur beğendi.
  • 4.109 okur okudu.
  • 113 okur okuyor.
  • 1.387 okur okuyacak.
  • 80 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları