Ama insanlar dizgelere, birtakım soyut kavramlara öylesine düşkündürler ki, salt mantıklarını haklı çıkarmak için gerçekleri bile bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razıdırlar.
Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa,”ille de yıkacağım!” Diye yırtınmam elbette; ama önümde yıkmaya gücümün yetmediği bir taş duvar bulunmasına da razı olmam.
“Bütün güzel ve yüce şeyler” in inceliğini kavramaya hazır olduğumda, evet böyle zamanlarda, bunları hissedeceğime gereksiz, saçma sapan davranışlarda bulunuyorum. Söylemek istediğim, belki herkesin yaptığı ama benim yapmamam gereken anlarda, böyle aykırı davranışlarda bulunmam neden ileri geliyordu? Niçin ben iyilik, güzellik, yücelik gibi şeyler konusundaki anlama gücüm arttıkça, bataklığa daha çok gömülüyor ve boğulacak duruma geliyordum?