Bütün kadehlerimi hep sana adıyorum
Hep senin için bu bir bir boşalan şişeler
Umutsuzluğum, sarhoşluğum senin eserin
Senin yüzünden bu delicesine içmeler
Dayanmak zor yalnızlığına akşamların
Unutmak mümkün değil seni bir şarkı gibi
Ağır ağır ilerleyen bu zaman içinde
Her an bir sarhoşluktur sensizliğin verdiği
Odur bu boy boy şişeler, bu renk renk kadehler
Yoksa bu çirkin yalnızlık, bu keder o değil
Bütün içkilerden sert yokluğundur, anladım
Yokluğundur yakan kanımı, ispirto değil
Ümit Yaşar OĞUZCAN/Bitmeyen Yorgunluk
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Edip CANSEVER/Yerçekimli Karanfil
Mutluluğun sana verdiği tatili yaşıyor
Bir açılıp kapanıyor kirpiklerin
Bilmem alınır mısın söylersem
Unutulmuş bir çirkinlikten başlıyor güzelliğin.
Edip CANSEVER
Ne arıyordum bilmiyorum. Geçmişimi mi? Geleceğini mi? Tanrı'yı mı? Bir kadın mı? Hikaye mi? Yaşayabileceğim bir ülke mi? Ölebileceğim bir kuytu mu? Hepsini mi? Hiçbirini mi? Aslında bütün o sokaklar, koylar, yollar aynı yere çıkıyormuş: Kendine, sana. Varacağın nokta gene kendin oluyorsun. Çünkü gittiğin her yere kendini de götürüyorsun. Kendi huzursuzluğunu, özündeki yalnızlığını. Ama sonunda öğrendim! Özgür olmanın tek yolu, vicdanın rahat olmasıymış. Ancak vicdanı rahat bir insan özgür olabilirmiş. Dört duvar arasında hapsedilmiş bile olsa...