Oğuz

Oğuz
@Vegtam
Audaces Fortuna Iuvat‎ Talih Cesurdan Yanadır‎
İngilizce Öğretmeni
Bursa
1991
23 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Franz on iki yaşındayken babası tarafından terk edilen annesi birden tek başına kaldı. Oğlan ciddi bir şeylerin olup bittiğini seziyordu ama annesi o bunalıma düşmesin diye üzücü olayı yumuşak, anlamsız sözlerle geçiştirdi. Babasının evi terk ettiği gün, Franz'la annesi birlikte kente indiler ve evden çıkarlarken Franz, annesinin bir ayağına başka pabuç giymiş olduğunu fark etti.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Seçemediğimiz şeyler konusunda Sabina gibi olabilsek keşke :)
Kadın olmak Sabina'nın seçmediği bir yazgıydı. Seçmediğimiz bir şeye kendi erdemimiz ya da başarısızlığımız gözüyle bakamayız. Sabina seçmediği yazgısına karşı en doğru tavrı almak gerektiğine inanırdı. Kadın olarak doğmaya isyan etmek ona göre bundan gurur duymak kadar aptalca bir şeydi.
Yabancı bir ülkede olmak, altında insanın ailesinin, arkadaşlarının, meslektaşlarının yaşadığı, söyleyeceklerini orada çocukluğundan beri konuştuğu bir dilde kolayca söyleyebileceği ülkenin sağladığı ağ olmaksızın, yerden çok yüksekte bir telin üzerinde yürümek demekti.
Gözü "daha yükseklerde bir yerde" olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır. Nedir göz kararması? Düşme korkusu mu? Peki ama gözetleme kulesinin sapasağlam trabzanları da olsa bu korkuya kapılırız; neden? Yok, göz kararması düşme korkusundan farklı bir şey. Bizi çağıran, bizi kışkırtan, altımızdaki boşluğun sesidir göz kararması; düşme arzusudur, bu arzunun karşısında dehşete kapılır, kendimizi korumaya çalışırız.
Romanlar, Tereza'ya yetersiz bulduğu yaşamından düşsel bir kaçış imkanı vermiyorlardı sadece; elle tutulup gözle görülen nesneler olarak da anlam taşıyorlardı; sokakta, koltuğunun altında kitapla yürümek müthiş hoşuna gidiyordu.