Mine dölek

Mine dölek
@Venek
Hristiyanlık bizi antik kültürün ürünlerinden etti, daha sonra bizi aynı şekilde İslam kültürünün ürünlerinden de etti. İspanya’nın bize aslında daha çok benzeyen ve duyulara ve zevke Roma’dan ve Yunanistan’dan daha fazla hitap eden o müthiş Arap kültür dünyası yerle bir olana dek ayaklar altına alınmıştı. Ne tür ayaklar tarafından aldığını söylemiyorum neden? Çünkü o varoluşunu asil ve erkekçe içgüdülere borçluydu ve Araplara özgü yaşamın Nadide ve kurnaz zenginliğine sahip olduğu halde yaşama evet demişti. Daha sonra haçlı seferlerinin savaşçıları, aslında önünde diz çökmenin onlara daha çok yakışacağı bir şeye karşı savaşmıştı. Onlar 19. yüzyılımızın bile kendisini çok zavallı ve çok geç hissetmesine sebep olacak bir kültürle savaşmışlardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Herhangi bir şekilde taraf olanlar için bu gördüğünü görmek istememe ve gördüğü gibi görmek istememe neredeyse bir ön koşuldur: taraflı insan zorunlu olarak yalancı olur.
Nihayet bu hastalıklı barbarlık kilise olarak güce ulaşır. Kilise, yani her tür namussuzluğa, ruhun her türlü yükselişine, aklın her türlü yetiştirilmesine, samimi ve lütufkar her türlü insanlığa karşı ölümüne düşmanlığın bir şekli.
Rahmet-i rahman vaad edilmez ve bir takım şartlara bağlanmaz: o var olan tek gerçekliktir onun dışındaki her şey sadece ondan bahsetmeye yarayan işaretlerden ibarettir…
Direnişte kabiliyetsizlik burada ahlak olur!