Seçkinler (Ulukan Serisi 1)- Can Gözek
Öncelikle hem kitabı bitirmenin verdiği karışık duygulardan dolayı hem de kitabın yerinin bende çok ayrı olmasından dolayı yoruma nasıl başlayacağımı çok düşündüm. Ön okumasında da bulunduğumuz bir grup ile beraber okuduk bu kitabı ve çoğu adımına birlikte şahit olduk o yüzden bende yeri çok ayrı ve hep de ayrı kalacak.
Kitabın genel konusundan bahsedecek olursam başrolümüz Güneş'in hiçbir şeyden haberi olmadan Gümüş Kuyu'ya gazetecilik okumaya gelmesi ile başlıyor kitabımız. Gümüş Kuyu, Akay ailesi ile ünlü bir yer ve herkes Akayları tanıyor. Bir yandan da Akayların iredesi altında. Güneş de ilk günlerinde Alp Akay ile tanışıyor fakat Alp artık ailesinin kurduğu sisteme dayanamayıp bu çukurdan çıkmak isteyen birisi. Bunun için de Güneş'i kurtarıcısı belki de bu karanlıkta kendine bir ışık olarak görüyor. Gece büyük bir ayin olacağını birinin Ulukan'a kurban edileceğini söylüyor ve gelmesi gerektiğini söylüyor ama Güneş gidip gitmemek arasında ikilemde kalıyor. Bu olayların içinde işin içine Güneş'in de en çok ilgisini çeken Çağın Akay giriyor ve olaylar o noktodan sonra tamamen değişiyor. Kurulan bu sistemin içinden çıkmak için savaşırlarken bir yandan da Çağın ve Güneş arasındaki anlamlandırılamayan bir çekim var. Güneş'in vermesi gereken çok karar, çözmesi gereken çok sır var. Bu sırlar içinde bu sisteme karşı gelebilecek mi, yoksa o da bu sistemin bir parçası veya kurbanı mı olacak?
Kitabın hakkında düşündüklerime gelecek olursak da kitaba çok güzel bir distopya okuyacağınızı bilerek başlayın. Özellikle de Türk yazarlarımızdan bu tarz eserler okuyunca çok mutlu oluyorum ben. Yazar de o kadar güzel bir şekilde yazmış ve bizlere aktarmış ki okurken sürekli içimden uzun zamandır bu kadar iyi bir distopya