Zamanın para demek olduğu bir çağda dinlenmeye ve düşünmeye ayrılan vakit giderek azalıyor. Yüzyüze konuşmanın gerektirdiği duraklamalar, düşüncenin ufak molalarla derlenip toplanma ihtiyacı, fazlasıyla sıkıcı ve yavaş bulunuyor. Böylece diyaloğun yerini veriler, yorumun yerine PowerPoint sunumları alıyor.
Gözlerimizin gördüğü dünya bize sürekli değişen görüntüler sunar. Görüntüler adeta akar ve bu akış içerisinde biz daima bir şeylere geç kaldığımız yahut yetişemeyeceğimiz hissine kapılırız. Modern dünyanın kandırmacası da budur işte.
İnsan yükselir. İnsan her durumda ıstıraplarından fazlasıdır. Yeri geldiğinde, ıstıraba tahammül ve kadere/kaçınılmaz olana rıza göstermekte insanın olgunluk yürüyüşünde bir basamaktır.