Zünnûn, yarayı merhemledi. Yaranın da gerekli olduğunu anlayınca rahatladı. Yara artık yoktu, merhem bulunmuştu. Yara gerekliydi ama merhemi bulmak için gerekliydi. Bedeni tekmillenmişti. Zünnûn, dinginliğe kavuşmuştu.
Mecruh artık biliyordu. Tanrı'nın soluğu olduğunu, Tanrı'nın içinde atan bir damar olduğunu, istese de onun dışına çıkamayacağını ve zaten onun dışına çıkmak isteyemeyeceğini...
Mecruh, gece saat bir olduğunda göğsünü yarar, içinden kalbinin ondan bile gizlediği en mahrem ve yasaklı köşesini çıkarır, karşısına alır ve emirlerini dinlerdi.