Muhabbet dolu güneşin pırıltılarına dayanamayıp açılan çiçekler, yine amansız bir fırtınanın tuzağında çırpınarak can vereceklerini, anlaşılan hissedememişlerdi.
بِكَ أَنْتَصِرُ فَانْصُرْنِي، وَعَلَيْكَ أَتَوَكَّلُ فَلَا تَكَلْنِي، وَإِيَّاكَ أَسْأَلُ فَلَا تُخَيِّنِي وَفِي فَضْلِكَ أَرْغَبُ فَلَا تَحْرِمْنِي، وَبِجَنَابِكَ أَنْتَسِبُ فَلَا تُبْعِدْنِي، وَبِبَابِكَ أَقِفُ فَلَا تَطْرُدْنِي
Allahım! Yalnız senden yardım diliyorum, bana yardım et. Yalnızca sana tevekkül ediyorum, beni bir başıma bırakma. Ancak senden istiyorum, beni eli boş çevirme. Sadece senin lütfuna güveniyorum, beni mahrum bırakma. Yalnız senin yüce zatına intisap ediyorum, bağlanıyorum; beni kendinden uzaklaştırma. Kapında duruyorum, ne olur beni kapından kovma.