Figen

..Tomris rakıyı çok severdi Ben Onu..Şu hayatta en merak ettiğim kadınlardan..Neydi Onu o kadar vazgeçilmez kılan? O kadar güzel adam tarafından o kadar kıskanılası sevilmesinin sebebi o dönem pek bulunmayan özgür entellektüel kadın oluşu mu, abartıdan uzak ince zekası mı, her an kaçacakmış gibi müdanasız karakteri mi?? Kesinlikle biraz da bu aşkların sebebi; erkeklerin rekabetiydi diye düşünürüm hep. Süreya ne buldu bu kadında bu kadar merakı Turgut Uyar kendine aşık ettiyse Tomrisi ben de ederim hırsı..offf deli gibi merak ediyorum o rakı sofralarını🤗
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Söylediğinizi anlamayan insanlar.. Anladığını sanıp da yine anlamayanlar.. Anlam kelimesinin kökünün latin dilinden gelen anima yahut animus olduğuyla ilgilenmeyip de Latin dansını daha cazip bulanlar.. Anlattığınıza boş boş bakanlar ve boşu dolduramayanlar.. Liste uzadıkça odaklandığım tek yer BINGILDAK!!
Az önce dinlediğim şarkı ruhuma sağlı sollu kroşeler indirmişken, aklımdakileri buraya kaydedeyim istedim. Zira zihnim unutmaya çok meyyal ancak kalp öyle kolay unutmuyor.Sahi kalp neden var?? Bu aleme gönderilirken hiçbirimizin fikrinin alınmadığı malum. Ancak kaderciliği, bu alemde kalmayı, geleni yaşamayı tercih ettiğimiz için bugün hayattayız. Tercih etmemek de bir seçenek ve her birimize çok yakın, her birimiz için kolay. Ancak eğer kalmayı tercih ettiysek acıları, zor zamanları ve yasları da dimdik taşımak, dağılmamak bu tercihin bir parçası bana göre.Dimdik taşımak; ağlamamak, yanmamak değil, devam edebilmektir. Sevdiğiniz biri gitmiş ve siz kalmayı herhangi bir sebeple istemişseniz; hayatı yaşamak vazifenizdir ve iki kişiliktir artık.,
sıradan insanlar, sıradanlıklara sıradışı başkaldırıda bulunanlara deli derler..derlerrrr..
Alman filozof Hegel diyor ki; İnsanın ulaşabileceği en yüksek olgunluk noktası,aynı zamanda çöküşünün başladığı andır. Çünkü bazı şeyler vardır…Tamamlandıkları anda tükenmeye başlarlar. Bir meyve en kusursuz haline ulaştığında çürümeye yaklaşır.Bir medeniyet zirveye çıktığında içinde çözülmenin tohumlarını taşır. Ve insan…Kendini “tam oldum” sandığı anda yavaş yavaş durmaya başlar. Belki de hayatın en acı paradoksu budur: Mükemmellik çoğu zaman sonun habercisidir. Var mı mükemmel olup bunu ebedi şekilde kalmayı beceren?