Fakat bugün yeni bir mezarım var. Taze, pek taze bir mezar ki daha dün gömdüğüm en muazzez bir emelim için şimdi onun üstünde, sade onun için gözyaşı döküyorum. Syf47
Fakat asıl yadigarın, ayrılığınla bile bile bıraktığın yadigâr, vefasız sevdalar arasında yaralar toplayan kalbimde açtığın yaradır. Syf48
Benim de süslü ümitlerim, nihayetsiz emellerim, mesut aşklarım gizli kederlerin, hissedilemez elemlerin kahrettiği elde kurudu, soldu, sarardı: Ruhum öldü.
Fakat benim ruhumun, benim zavallı ruhumun baharı gelmiyor. Syf57
Haklı olmanın, adil olmanın, fedakar
olmanın bir anlamı, bir değeri vardı. Oysa şimdi insanlık barbarlık dönemine geri dönmüştü. En kıymetli şey güçtü, güce sahip olmaktı. ister zenginlikle, ister siyasetle, ister dinle, ister futbolla, ister çalarak, ister uyuşturucu satarak, isterse öldürerek elde edilmiş olsun hiç fark etmez, güce sahipsen bütün kapılar sana açılıyordu. Ustelik kimse de bu saltanatı, bu kudreti, bu zenginliği nasıl elde ettin diye sormuyordu.Çünkü gücün pazarlayıcısı cehalet olmuştu, onu kıymetli hale getiren ise ahlaksızlıktı
Üzgünüm aşağıladınız demekten, hüznümü silebilecek birkaç sözcüğü nasıl da esirgediniz diye sormaktan, bu bilinçli ya da bilinçsiz seçiminizin suskunluğu hızlandırıcı ve bütünleyiciliğinin bana umulmaz rahatsızlıklar verdiğini yadsıyamamaktan üzgünüm! Karanlığın içinde varoluşunuzu böylesine keder verici algılamanın sonucu, sonsuzca katlanan uslamlamalar, içsel haykırışlar, yürek daralmalarına neden olduğunuz bildirilse, inanışınızın ve düşündükten sonra katılımınızın içtenlik kanıtı ne olabilir?